SON DAKİKA
kadikoy escort

Trump’ın İran Hamlesi ve Bölgesel Krizin Uluslararasılaşması

Bu haber 15 Ekim 2017 - 21:28 'de eklendi

Dr. Mustafa PEKÖZ

ABD Başkanı Trump’ın yapmış olduğu açıklamayla Washington’un İran stratejisinde bir değişikliğe gidileceğine dair ilk işaretler verildi denebilir.  Strateji değişikliğinin merkezinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin ve Almanya’nın İran ile yapmış olduğu nükleer anlaşmanın iptali bulunuyor. Bunu başarmak mümkün mü? Dahası Trump attığı bu adımla İran’ı uluslararası alanda yeniden izole edebilir mi?

Yapılan anlaşmayla Tahran’ın nükleer araştırmalarının Uluslararası Atom Enerji Kurumu tarafından kontrol altına alınması sağlanmıştı. Obama’nın onayladığı anlaşma ile ABD-İran ilişkilerinde yeni bir süreç başladı ve Irak’ta IDİŞ ile savaşta ABD-İran ittifakının etkileri çok belirgin olarak hissedildi. Anlaşma gereği İran’a uygulanan uluslararası yaptırımların çok önemli bir kısmı kalktı, Tahran’ın uluslararası bankalarda bulunan yaklaşık 200 milyar dolara yakın parası üzerindeki blokaj kaldırıldı.

Nükleer Anlaşmada Kazan-Kazan Politikası

Nükleer anlaşma hem İran hem de uluslararası güçler tarafından kazan-kazan stratejisine dönüştü. İran için bir kaç bakımdan etkili oldu. Birincisi İran’ın uluslararası alandaki diplomatik ve politik etkinliği hızla gelişmeye başladı. İkincisi İran’a karşı uygulanan ekonomik ambargo kalktı özellikle petrol-doğal gaz ihracından önemli bir gelişme sağladı. Üçüncüsü İran’ın bölgesel bir güç olmasının çok ötesinde bölgesel lider ülke olarak hızla ön plana çıktı. İran’ın Yemen, Irak, Suriye gibi çatışmalı bölgelere müdahil olmasıyla körfez bölgesinde hâkimiyet alanın ciddi oranda artmasını ve dengeleri belirleyen ülke olarak ön plana çıkmasını sağladı.

Küresel güçler bakımından da önemli bir avantajlar sağladı. Nükleer anlaşma ile AB’nin İran politikasındaki keskin dönüş, AB’nin ekonomisi bakımından önemli bir etki yarattı denebilir. Tahran’ın nükleer anlaşmadan yararlanarak özellikle AB ülkeleriyle ekonomik ilişkilerini hızla geliştirdi. Örneğin Fransa, Almanya, İtalya, İspanya gibi AB devletlerinin ve  özel şirketlerin İran ile yaptıkları ticari anlaşmaların değeri yaklaşık olarak 600 milyar dolara yakındır.

İran ile Fransa patentli petrol şirketi Total arasında doğal gaz geliştirme projesi anlaşmasının tutarı yaklaşık 5 milyar dolardır. Ayrıca Çin kökenli CNPC- Fransa kökenli Total-İran kökenli Peropars şirketleri arasında ikinci bir doğal gaz araştırma anlaşması yapıldı. Ayrıca AB ortak yapımı olan 118 Airbus yolcu uçağının alımı için Paris ile Tahran arasında 25 milyar euroluk anlaşma yapıldı. Buna ek olarak 30 milyar doları bulun farklı ikili anlaşmalar yapıldı. İran Sanayi Geliştirme ve Yenileme Organizasyonu (İDRO) ile Fransız otomobil şirketi Renault arasındaki 750 milyonluk Euro değerinde milyon anlaşması imzalamış olup 2018 yılında Renault, İran’da seri üretime başlayacak. Ayrıca İran demir yollarının modernizasyonu için Fransa patetnli TGV şirketi arasında devasa anlaşmalar için hazırlık yapılıyor.

İran ile İtalyan kökenli enerji şirketi Enie ile 4 milyar Euro değerinde rafinerileri geliştirme ve modernize etme projesi imzalandı. Danieli ile çelik ve alüminyum üretiminde kullanılacak ağır makine ve ekipman tedarikine yönelik 6 milyar Euro değerinde anlaşma imzalandı.

İran’ın kimya ve metalürji sanayisinde önemli bir ağırlığı olan Almanya’nın milyarlarca doları tekabül eden yatırımlarıyla bu ülkede önemli stratejik çıkarları bulunuyor. Bu nedenle İran’a karşı olası bir askeri operasyona hemen her dönem karşı çıktı ve İran ile yapılan nükleer görüşmelerde 6.ülke olarak yer aldı. Aynı şekilde Almanya kökenli Siemens şirketi ile İran arasında 2 milyar dolarlık, otomotiv devi Daimler ile 3 milyar dolarlık bir anlaşma imzalandı.

Çin, İran’ın en büyük petrol alıcı müşterisidir. İran ile ticaret hacmini 10 yıl içinde 900 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor. Aynı şekilde İran ile Çin arasında yıllık ithalat-ihracat oranı yaklaşık olarak 160 milyar dolardır. İran’ın en büyük petrol müşterisi de Çin’dir.

İran ile Rusya arasında askeri alanda stratejik işbirliği bulunuyor. Ordu gücünü Rusya’nın askeri sistemine göre organize eden İran ordusunun tank, top, füze, savaş uçakları gibi askeri ekipmanın yüzde 70 Rusya ve Çin tarafından karşılanmaktadır. İran’ın savunma sistemi önemli oranda Rus askeri savunma araçları tarafından korunmaktadırlar Ordu tarafından geliştirilen balistik füze sistemlerin teknolojisinin tamamı Rusya ve Çin’e aittir. Örneğin Rusya ile İran arasında S-300 füze savunma sistemi üzerine yapılan anlaşma 2,5 milyar dolar civarındadır. İran’ın Rusya ve Çin’de aldığı çok yönlü askeri sistemler için yapılan askeri harcamalar 10 milyar dolar civarındadır.

İran’ın en büyük havayolu şirketi Aseman Airlines ile Amerikalı havacılık firması Boeing arasında yapılan anlaşma gereği Boeing 16,5 milyar dolar değerinde 60 yolcu uçağı satış anlaşması yaptı. Amerika patentli uluslar üstü petrol şirketleriyle İran devlet petrol şirketi arasında petrol üretimi ve taşınması anlaşması imzalandı.

NATO’nun ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Tutumu

İran ile anlaşma, Birleşmiş Milletler ve Almanya’nın katılımı ile alındı. Bu karar alınırken iki kurumun son derece etkili oldu. Öncelikli olarak İran ile nükleer müzakereleri yürütmeden önemli bir sorumluluk üstlenen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) anlaşma taslağının arka plandaki mimarıdır. UAEA Genel Sekreteri Yukiya Amono,  Trump’ın anlaşmayı iptal gerekçesinin en önemli yanı olan İran’ın ‘nükleer anlaşmayı ihlal ediyor’ iddiasına verdiği yanıtta “şu anda İran, dünyanın en sağlam nükleer doğrulama sistemine tabidir” değerlendirmesi önemlidir. İkincisi, arka planında önemli bir rol üstlenen NATO’nun anlaşmayı onaylaması ve bugüne kadar tersten ciddiye alınabilir olumsuz bir açıklama yapmamış olması da dikkat çekicidir. Bu iki kurumun anlaşmanın devam ettiğini beyan etmeleri zorlamaya dayanan Washington açıklamasının beklenilen etkiyi göstermeyeceğini ortaya koyuyor. Ayrıca BMGK tarafından onaylanmış bir anlaşmanın Trump ekibi tarafından tek taraflı iptal edilmesinin uluslararası hukuk bakımından pek olanaklı olmadığı da biliniyor. Karar tek tek ülkeler değil Güvenlik Konseyi tarafından alınmıştır. İptal kararının iptali de aynı şekilde Güvenlik Konseyinin onayıyla alınması gerekir. Böylesi bir durum olmadığına göre Trump’ın bir bakıma alınmaya zorlandığı İran kararı sadece Washington’u bağlar.

Uluslararası alanda beklenilen desteği görmeyecek ve bir bakıma Güvenlik Konseyinde yalnız kalacak olan ABD’nin bu kararı yaşama geçirmek istemesinin nedeni ne olabilir? Bölgedeki dengeleri nasıl etkiler ve istikrara mı yoksa kaosa mı yol açar?

ABD’nin böylesi bir kararı almasının birkaç önemli noktası bulunuyor

Birincisi, Rusya’nın Irak ve Suriye üzerinde artan etkinliğinin bir yönü de İran ile kurduğu güçlü askeri ve politik ilişkilerdir. İran-Rusya ittifakı bölgesel savaşta önemli bir rol oynamakta ve Rusya’nın bölgesel hareket kabiliyeti çok daha fazla artmaktadır. Trump yönetimi bu gerçeği görüyor. Rusya’yı doğrudan muhatap alma şansı olmadığına göre İran’a karşı başlatacağı askeri ve diplomatik kıskaç, İran ile paralel olarak Rusya’nın da bölgesel gelişmesini olumsuz yönde etkileneceği hesaplanıyor. Washington’un İran üzerinden Rusya’yı etkisizleştirme planın ne kadar başarı olur bilinmez ama Rusya-İran ittifakı Orta Asya’dan Akdeniz’e kadar alanı etkileyeceği çok açıktır.

İkincisi, İran özellikle nükleer anlaşmayla bölgesel güçlerden biri olmasının çok ötesinde bölgesel lider olmayı hedefliyor. Yemen üzerinden Aden Denizi’ni, Suriye üzerinden Ak Deniz’i kontrol etme stratejisini aşamalı olarak uyguluyor. Böylelikle merkez Ortadoğu’yu Aden-Basra- Akdeniz üzerinde çevreleme stratejisiyle bölgesel hâkimiyet ve liderlik rolü tescil edilmiş olacak.

İsrail’in ve Suudi Arabistan’ın Bölgesel Çıkarlarını Koruma

Üçüncüsü, İran’ın bölgede artan etkisi, ABD için önemli olan İsrail ve S. Arabistan’ın stratejik geleceğini de ciddi oranda etkileyecek gibi görünüyor. İsrail, İran’ın uzun menzilli balistik füzeleri geliştirmesini ve hatta denemesini dahi kendisi için ciddi bir tehlike olarak görüyor. Suriye’de hâkimiyet kurmasıyla fiilen İsrail’e komşu olan İran aynı zamanda Tel Aviv’e düşman olan Hizbullah’ın askeri kapasitesinin artırılması için büyük bir çaba gösteriyor.  İslam dünyasında İran-S. Arabistan rekabetinde inisiyatif önemli oranda İran’ın eline geçmiş bulunuyor. İran’ın Yemen ve Irak üzerinden S. Arabistan ile jeo-stratejik olarak komşu olmasıyla Wahabi krallığını fiilen bir kuşatmaya almasının jeo-politik sonuçları tahmin edilenden çok daha sarsıcı olacaktır. Özellikle S. Arabistan’ın Rusya’da S 400 füze savunma sistemlerini alma isteği ABD’ye karşı politik bir reflekstir. Bir başka ifadeyle İran üzerinde hakimiyeti olan Moskova ile yakınlaşarak Washington’a mesaj vermiş oldu. Körfez ülkelerine milyarlarca dolar silah satan Trump, bölge devletlerinin yanında olduğunu göstermek zorunda olduğunu hissetti ve İran’ı yeniden hedef tahtasına oturttu.

 Bağdat’ın ve Ankara’nın İran Politikalarına Çeki Düzen Verilmesi

Dördüncüsü, Trump’ın İran’a yönelik geliştirdiği politika, Bağdat ve Ankara’yı çok ciddi oranda etkileyecektir. Washington’un Tahran’a karşı belirlenen politika değişikliği karşısında Bağdat’ın belirleyeceği politika son derece önemlidir. ABD, Bağdat’ı İran’a karşı tutum almak için çok açık olarak zorlayacak ve ciddi bir baskı uygulayacaktır.  IŞİD ile yürüttüğü savaşta İran askeri güçlerinin aktif bir desteğini alan Bağdat, Washington’a rağmen Tahran molla rejimiyle ilişkilerini kesmeden olduğu gibi devam ettirebilir.  Bağdat’ın Şii merkezli iktidar gücü, ABD’nin politikasına yönelik somut bir adım atmadığı takdirde, Irak’ın bugünkü son derece kırılgan olan askeri-politik dengeleri çok yönlü değişmesi kaçınılmaz olur.  Güney Kürdistan’ın doğrudan tanıyan ve Irak’ın bölünmesini başlatan süreç başlayabilir.

Ankara, Washington’un politikalarına uyumlu somut adımlar atmadığında çok yönlü yaptırımlarla karşı karşıya gelmesi yüksek bir olasılıktır.  ABD Senatosu Dış İlişkiler Komisyonu üyesi Ben Cardin, “Ankara, İran-Kuzey Kore yaptırımları yasasının 231’inci maddesinin ihlalinine dahil” olabileceğini belirtmesi, Senato Dış İlişkiler Konseyi Türkiye sorumlusu Steven Cook’un, “Türkiye müttefikimiz ama artık ortağımız sayılmaz” açıklaması,  ABD Dış İşleri Bakanı yarımcısının daha ileri giderek Ankara’nın ‘stratejik bir müttefik olarak görülmediğine” dair yapmış olduğu değerlendirme ve vize krizi, Washington’un politik bakış açısını ortaya koyuyor. Trump’ın İran’a yönelik yaptığı açıklamalardan sonra Ankara’nın İran politikası çok ciddi sorunlara yol açabilecek gibi görünüyor. ABD’nin uluslararası çıkarlarını ihlal ettiği gerekçesiyle açılan Zarrab davası özellikle AKP iktidarına karşı çok kapsamlı bir operasyona dönüştürülmesine yönelik bir hazırlık yaptığı biliniyor.

 Kürtler İçin Doğan Yeni Olanaklar

Beşincisi, Kürtlerin İran politikalarını da etkileyecek bir süreç başlayacaktır. Bunun birinci yönü, Güney Kürdistan Bölge Yönetimi’nin bugüne kadar İran’a karşı izlediği dengeli politikanın sürdürülme şansının olmayacağıdır. Washington, Kürtlerin referandumunu doğrudan tanıyarak ve hatta fiilen bağımsız bir statüye getirerek Güney Kürdistan’ı İran’a yönelik olası askeri operasyonun merkezi haline getirebilir. Güney Kürdistan yönetimi süreci doğru yönetmezlerse, etkili bir kısım politik partilerin İran ile ilişkileri dikkate alındığından bu sorunun başka krizlere yol açması mümkündür. İran’ın Güney Kürtlerine yönelik en küçük bir operasyonu, Pentagon için bir savaş gerekçesi olarak görülüp kapsamlı saldırıların bir gerekçesi olarak kullanacaktır. Trump’un İran politikası, zayıfta olsa Ankara ve Tahran’dan Güney Kürdistan’a gelebilecek bir saldırıya karşı aktif olarak korumasını sağlayacaktır.

ABD’nın İran’a karşı belirlediği yeni politikanın başarılı olmasının önemli faktörlerden biri de PJAK-PKK’nin alacağı tutumdur. İran’ın Kürdistan Eyaleti bölgesinde PKK ile ortak ideolojik/politik değerlere sahip olan PJAK’ın yürüttüğü silahlı mücadele,  Pentangon’un İran politikasında önemli bir işlev görebilir.  Suriye’de PYD ile kurulan askeri ve politik ilişkilerine benzer bir sürecin başlaması sürpriz olmaz. Ancak sorunun bir başka önemli yanı PKK-PJAK ile İran arasında kurulan ve fiilen çatışmasızlık ortamının oluşturduğu dengedir. Washington, sanıldığı gibi PKK üzerinden ciddi alınır bir etkiye sahip değildir. PKK-PJAK,  İran ile olan ilişkilerde daha çok kendi politik çıkarlarına göre hareket etti. Suriye’deki gelişmeler de bu sürecin bir parçası olarak okunabilir. Bu bakımdan PJAK’ın askeri ve politik konumu, Washington ve Tahran tarafından doğru okunması ve politik ilişkilerin buna göre kurulması gerekir. PKK-PJAK-PYD üçlüsünün Ortadoğu’nun karmaşık ilişkilerinde askeri ve politik dengelerini belirleşecek bir konumda oldukları görülüyor. Uluslararası ve bölgesel güçlerden hangisi Kürtlerin stratejik çıkarlarını kabul ederse ve buna uygun askeri-politik adımlar atarsa, Kürtlerin politik güçlerini yanında görür. Bu durum Tahran ve Washington hattında böyle olacaktır.

Sonuç:

Nükleer anlaşmadan sonra uluslararası güçlerin ve küresel şirketlerin İran ile kurmuş olduğu ilişkiler geçici olmayıp çok yönlü çıkarlara dayanmaktadır. Bu bakımdan Trump’ın İran politikası, başta Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi olmak üzere uluslararası alanda beklenen desteği görmesi oldukça zordur. Bölgesel dengeleri bütünüyle değiştirmeye yönelik olan bu adımın Ortadoğu’da krizi tahmin edilenden çok daha fazla derinleştirecek ve yıllara yayılacak bir kaosla karşı karşıya kalınacaktır. Pentangon’un tek başına yönetme şansı olmayan böylesi bir belirsiz krizin, savaşı bütünüyle bölgesel düzeye yayılması anlamına gelir. Bu yönelimde küresel sermayenin de sanıldığı gibi bir çıkarı olmayacaktır.

[email protected]

Mustafa Peköz
Mustafa Peköz[email protected]
Gazeteci ve yazar. Sosyal bilimler alanında doktora yaptı. Türkiye'de yayınlanmış 10 kitabı var. Ayrıca Fransızca yayınlanan bir kitabı bulunuyor.
Evden eve nakliyat sitemiz istanbul ilçelerindeki. Firmalarin listesi icin lutfen ziyaret ediniz.gaziosmanpaşa evden eve nakliyatbahçelievler evden eve nakliyatkağıthane evden eve nakliyatuluslararası evden eve nakliyattuzla evden eve nakliyathalkalı evden eve nakliyat