SON DAKİKA

Suriye’de yeni çatışma dinamiği ve etki alanları

Suriye’de Washington ve Moskova’nın nüfuz ettikleri bölgelerin belirginleşmesi ve var olan alanlarda çatışmasızlığın görece tahkim edilmesi, perde arkasında birçok ihtilafa ve rekabete yol açmış görünüyor.

Bu haber 10 Haziran 2017 - 19:21 'de eklendi


Mert Tokgöz, İstanbul

Suriye’de Washington ve Moskova’nın nüfuz ettikleri bölgelerin belirginleşmesi ve var olan alanlarda çatışmasızlığın görece tahkim edilmesi, perde arkasında birçok ihtilafa ve rekabete yol açmış görünüyor.

Suriye’de çatışmasızlık bölgeleri Astana görüşmelerinin mihengi olarak gözüküyor. Ancak çatışmasızlık bölgelerinin Washington ve Moskova arasında bir nevi paylaşım ve etki alanlarına dönüşmesinin söz konusu olduğunun altını çizmek gerekir. Washington’un Astana görüşmelerine mesafesi ve ancak buna rağmen mutedil yaklaşımı önemli bir izdüşüm ortaya koyuyor.

Nitekim Pentagon (ABD Savunma Bakanlığı), etki alanlarını genişletme girişimlerini ziyadesiyle arttırıyor. Taraflar arasındaki itilafların ve devamında işleyen sahaya değin rekabetin perde arkasına taşınması, sürece dair öngörüleri izole ediyor. Etki alanlarının kutuplaşmayı yaratmasının açımlanması için denklemin titizlikle çözümlenmesi anekdotu önemini koruyor.

Washington’un etki alanları ve çatışmasızlık bölgeleri itilafına karşın tutumuna ve sahadaki eylemlerine dikkat çekmek gerekiyor. Çatışmasızlık bölgelerinin işlediği lokaller, Suriye’de silahlı gruplar ve Suriye Arap Ordusu için önem arz eden yereller olarak öne çıkıyor. İdlib, Lazkiye, Hama, Humus, Şam’ın doğusu (Guta), Kuneytra ve Dera’da çatışmaların durdurulması, sükûnetin sağlanması itilafın temelini oluşturdu.[1]

Washington bu mutabakata katılım göstermeksizin zahiren uyum sağlayarak, çıkarları için yeni sürece faydacı yaklaşıp koşullar yaratmaya çalışırken, Moskova ise belirleyici olmayı hedefleyip mutabakat zemininin işleyimi hususundaki çalışmalara ağırlık vererek dengeyi sağlamayı yeğledi.

IŞİD’e karşı mücadelenin etki alanına tepkisi

Etki alanlarının genişlemesi bir minvalde mutabakatı zedeleyebilme gizilgücü barındırdı. IŞİD’e karşı gerçekleştirilen askerî operasyonlar, sahadaki paylaşım konusunda ihtilaflar yaşandığını ele veriyor. İhtilafın başlangıcı Tenef’te konuşlanan ABD, Britanya, Fransa özel kuvvetlerinin sahadaki silahlı gruplar ile birlikte IŞİD’e karşı Ebukemal’e taarruza geçmesiyle yüz buluyor. Suriye-Irak ordularının karasal bağlantısının engellenmesi ve Pentagon’un güneyi diri tutma stratejisi ihtilafın temel parçasıydı.

Washington’un yeni bir etki alanına sahip olması, Şam, Tahran ve Moskova’nın sahada avantajlı olduğu bir dönemde rakiplerine ciddi kozlar vermesi anlamına gelecekti. Bu yüzden Suriye Arap Ordusu’nun Ebukemal saldırısını önlemek için Suriye çöllerinde ABD ve koalisyon destekli silahlı gruplarla muharebesi, Suriye’nin toprak bütünlüğü açısından önem teşkil ediyordu.

Pentagon da Badiya çöllerini Suriye ordu birliklerine kaptırmamak için hamlelerini bir o kadar üsteledi. Tenef’e ilerleyen Suriye Arap Ordusu’na bağlı birlikler defaatle bombalandı.[2] Ancak Şam, rehavete kapılmayacak ve tahriklere gelmeyecek kadar olayların nereye gidebileceğinin ayırdında bir yönetim. Dolayısıyla Şam yönetiminin kimi saldırılara yanıt verip, hedef olduğu bazı saldırılara karşı açıklama yapma gereksinimi dahi duymaması saldırının işleviyle ilintili.

Suriye’de yeni dengelenimin temelinde yatan kutuplaştırma stratejisi

Suriye Arap Ordusu’nun Tenef’te hava saldırısına uğramasına rağmen ilerleyişini sürdürmesi ve 8 Haziran günü Demokratik Suriye Güçleri’ne (QSD) bağlı unsurlara hava saldırısı gerçekleştirmesi, dost-düşman göreceliğinin keskin bir dönemeçten geçtiğini gösteriyor. Saldırının misilleme olduğu aşikâr fakat bu olay salt verilen bir yanıttan ibaret olmamakla birlikte, Şam yönetimi ve Kürtler arasındaki kutuplaşmayı yadsıyamaz.

Demokratik Birlik Partisi (PYD) güdümündeki Rojava yönetiminin, ABD’den ağır silahlar almasının etkisi, Haşd el Şabi’nin (Irak-Gönüllü Halk Güçleri) Suriye sınırına gelmesine karşın, ‘İranlı milislere geçit vermeyeceğiz’ söylencesi ile tepki yarattı.[3] Rojava yönetimi, kendi söyleminin taşıyıcısı olmak yerine İran karşıtı bir bloğun parçası gibi görüntü çizerek edat olmayı tercih etti.

Oluşan yeni fay hattı

ABD Başkanı Donald Trump’ın, Filistin Başkanı Mahmud Abbas ile görüşerek Filistin-İsrail barış süreci için taahhüt vermesi, Katar öncülüğündeki silahlı grupların tasfiye edilme girişimi gibi gelişmeler bütünlüklü bir stratejinin yeni kıstaslarını takdim ediyor. Rojava’yı yöneten Suriye Demokratik Meclisi’nin Eş Başkanı İlham Ahmed, Al Riyadh gazetesine verdiği beyanatta, ‘Arabistan önemli bir ülke. Çeşitliliğin olduğu demokratik Suriye’nin kurulmasında ve istikrar sağlanmasında rol alabilir. Onlarla iş yapabiliriz.’ dedi.[4]

Suriye savaşından bu yana Riyad’ın kuyusunu kazmadığı herhangi bir Suriyeli teşekkülün kalmadığı biliniyor. PYD’nin, Rojava yönetimine alternatif olarak yeni aşiret orduları palazlandırma girişimleri olan Riyad’a işbirliği çağrısı yapmasının ardında yatan bir dizi çıkarı bulunuyor.

Riyad ise, Rojava yönetimi ile işbirliği yaparak iki koz elde edebilir. Birincisi Katar ile yaşadığı krizde, Doha’nın yanında yer alan Ankara’yı Kürtlerle ittifak kurarak cezalandırmak. Bunun Kürtlerin de elini güçlendireceği tahmin ediliyor. İkincisi ise ‘İran tehdidini’ kuzeydeki güçleri tetikçi olarak kullanarak bertaraf etmek. Bu da kazan-kazan ilişkisinin cilvesi olarak Arabistan’ın çıkarlarına fazlaca hizmet ediyor. Başka bir deyişle genel tabloya bakıldığında bölgesel aktörlerin rekabetinin, küresel güçlerin rekabetine eklemlendiği gözlemlenebiliyor.

Diğer yandan Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) Suriye Arap Ordusu’na bağlı Ulusal Savunma Kuvvetleri (NDF) ile Haseki’deki gerginliği tırmanıyor. Batıda ise Meskene-Tabka hattında ordu birlikleri ile QSD’ye bağlı unsurlar arasındaki çatışmalar doçka ve obüs atışlarına dönüştü.

Direniş ekseninin (Tahran-Bağdat-Şam-Beyrut-Kudüs) karasal bağlantısının yeniden sağlanmasının an meselesi olduğu bir dönemde, kuzeyde Kürtlerin ters yönde hareket etmesi yeni bir çatışma dinamiği oluşturabilir. Riyad’daki kralın da gönlü olursa, kral, Kürtler ile işbirliği için ellerini ovuşturursa, bu dinamiğin daha çok gerginliği tırmandıracağı söylenebilir.

B planı rafa kaldırılıyor

10 Haziran itibariyle Washington ve öncülüğündeki koalisyonun Tenef’teki mevcudiyetinin bir anlamı kalmadı. Suriye Arap Ordusu, Tenef’i kuşatarak Irak sınırına ulaşmış bulunuyor.[5] Tenef’in kuşatılmış olması, Deyr-ez Zor’a yönelik tüm saldırıları engelleme işlevi görüyor. Rojava yönetiminin dışında güney çölleri alternatifi bulunduran ABD ve koalisyonun çöllerde kum savaşı yapmak dışında bir işlevselliği kalmıyor.

Ancak ve ancak B planının rafa kaldırılması, QSD ile Suriye Arap Ordusu arasındaki çatışmaların körüklenmesini beraberinde getirebilir. Nedeni ise Washington’un direniş eksenini engellemek için elinden geleni ardına koymayacağı gerçeğidir. Washington’un bütünlüklü stratejisinin amacı, İsrail’in güvenliğini ve yeni projesinin sürerliliğini sağlamaktır. Kürtler de, kazan-kazan ilişkisi doğrultusunda Washington ile temasını sürdürürse, bu projenin parçası olmaktan kaçınamaz.

[email protected]

Mert Tokgöz
Mert Tokgöz[email protected]
Gazetecilik ve Psikoloji alanlarında çalışmalar yürütüyor. Doğu'ya özgü ve özgül olanın takipçisi.
Evden eve nakliyat sitemiz istanbul ilçelerindeki. Firmalarin listesi icin lutfen ziyaret ediniz.gaziosmanpaşa evden eve nakliyatbahçelievler evden eve nakliyatkağıthane evden eve nakliyatuluslararası evden eve nakliyattuzla evden eve nakliyathalkalı evden eve nakliyat
Kurtköy Escortümraniye Escortescort bayanAtaşehir Escortümraniye escort