SON DAKİKA
kadikoy escort

Suriye’de B Planı: Ebukemal Taarruzu

Bu haber 13 Mayıs 2017 - 20:35 'de eklendi

Ebukemal (El Bukemal, Abukamal) taarruzunun arka planını, kentte gerçekleşen geçmiş muharebeler ortaya çıkarıyor. Deyr-ez Zor vilayetine bağlı Fırat Nehri kıyılarında yer alan Ebukemal, 2014’te IŞİD’in eline geçti ve hala hâkimiyet örgütün elinde bulunuyor. Yakın zamanlarda alınan istihbarat doğrultusunda Irak Hava Kuvvetleri’nin de hedefi olan kent merkezinde, IŞİD lideri Ebubekir el Bağdadi’nin saklandığı düşünülüyor.

Vekâlet savaşının kontrolünün kaybedilmesi ile başlayan cihatçı tasfiyeler, sahada müttefik olan aktörleri bile ikircikli oynamaya teşvik ediyordu. 2013 yılında ÖSO/El Nusra ve IŞİD arasındaki ihtilaflar ‘Rakka Emirliği’nin’ bölünmesi neticesinde derinleşince ABD, sopayı ortadan kavrama gereksinimi duymuştu. Sahada son derece dağınık bir vekâlet savaşı yürüten ABD, bölgesel müttefiklerinin görece nüfuzunu kullanarak cihatçı grupları hizaya getirmeyi, bu yolla yeni ‘ılımlı’ gruplar türetmeyi hedefliyordu.

Mutedil kategorisine alınan silahlı grupların, cihatçı gruplar karşısında erimesi geç olmadı. Güney Cephesi’nin yenilgisi sebebi ile dağılma süreci yüz bulunca, grupları yeniden konsolide etmek üzere Eğit-Donat çerçevesinde ‘Yeni Suriye Ordusu’ isimli örgüt 2015 Kasım’ın da kuruluşunu ilan etti.[1] 2016 Temmuz’unda Şam ve müttefikleri tarafından Suriye ve Irak hava sahalarının birleşmesi için yapılan askeri operasyon planları da söz konusu olunca ABD’nin B planı bir gereksinme niteliği kazandı.

Eğit-Donat programları

ABD’nin Eğit-Donat projeleri, vekâlet savaşının başlangıcından bu yana genel anlamda hüsrana uğradı. ABD’yi Eğit-Donat’a iten ilk neden 2013’te silahlı grupların El Nusra karşısında eriyor olmasıydı. Kuzeyde, Suriye Devrimciler Cephesi, Hareket-i Hazm gibi Pentagon güdümlü gözde taşeronlar, komuta merkezleri de dâhil olmak üzere Nusra ve türevleri tarafından teslim alınınca Eğit-Donat programlarının bir anlamı kalmamıştı.

2015’te gerçekleşen Eğit-Donat programı ise cihatçı grupların karşısına bir alternatif çıkarmak için değil, tüm grupları tek bir çatı altında toplamak ve güçlendirmek için organize edilmişti. Dönemin Dışişleri Bakanı Feridun Sinirlioğlu 2015 Şubat’ında ABD’nin Ankara Büyükelçisi John Bass ile eğit-donat projesinin bir bölümünün Türkiye’de yapılması hususunda mutabakata vardı ve anlaşma imzalandı.[2] Buna göre yılda 1200-2000 ılımlı mücahit Türkiye’de eğitim alacaktı.

Türkiye’de eğitilen mücahitlerin kuzey cephesini hareketlendirmesi düşünülürken, güneyde Suudi Arabistan ve Ürdün’de eğitilen mücahitler sahaya sürülecekti. Eğit-donatın başarısız olduğu ve grupların aldığı silahları Nusra’ya sattığı da başta Obama olmak üzere ABD’li yetkililer tarafından dillendiriliyordu. Nitekim eğit-donat projeleri kuzeyde etki alanı oluşturamadı ancak güneyde Suriye çöllerinin kontrolü ele alındı.

Çöllerdeki operasyonlar, ABD, İngiltere, İsrail ve Fransız Özel Kuvvetleri’nin bulunduğu Ürdün-El Mak Operasyon Odası üzerinden koordine ediliyordu. 2016 Ağustos’unda eğit-donata tabi silahlı gruplar, Riyad ve Doha’nın desteği ile operasyon odasına darbe yaptı, komuta kademesini tasfiye etti.[3] Darbe, İdlib kâbusunun güneydeki izdüşümü haline gelecek radikalleşmeyi beraberinde getiriyordu.

ABD’nin 2015 ve 2016 yılları arasındaki hedeflerinde, kuzeyde mevcut kazanımlarını korumak, güneyde çölleri, petrol-gaz sahalarını ve pompa istasyonlarını desteklediği gruplar aracılığıyla ele geçirmek yatıyordu. Öte taraftan Suriye’nin bölünmüşlüğünü yerleşim bölgeleri ve demografik yapı bazında belirgin hale getirmek B planının bir parçasıydı. Bu yüzden köktendinci grupları desteklemekte artık bir sakınca görmüyordu.

“Eğer daha fazla beklersek Suriye’yi tek bir ülke olarak tutmak için gecikebiliriz” John Kerry[4]

2016 Şubat’ında ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin kaydettiği sözler, planın ilk anekdotlarını içerimliyordu. Moskova girdabının ABD yönetimine üç maymunu oynattığı koşulları nesnelleştirme sürecinde, ‘ılımlıların, Nusra’dan ayrılması’ şart bildiriliyordu. Ilımlıların Nusra’dan ayrılması epey bir zaman alacaktı ki Moskova-ABD itilafı ile ateşkes süreci başlatmıştı. Kerry’nin bahsettiği plan ise ateşkes sürecinin baltalanması durumunda işlemesi üzerine tasarlanmıştı.

“El Nusra’yı her vurduğumuzda bize bunu yapmamamız gerektiğini çünkü onların yanında ya da aralarında iyi insanlar olduğunu söylüyorlar.”  Sergey Lavrov[5]

Suriye’de Nusra’nın içinden ılımlı grup çıkarmanın imkânsızlığı, ABD’yi var olan nüfuz bölgelerindeki mücahit varlığını tahkim ettirmeye yönsedi. Bu koşullarda ne ılımlıların, Nusra’dan ayrılması ne de Suriye Ordusu’nun Halep’i tekrardan kontrol altına almadan çekileceği mümkündü. Ateşkes itilafı ölü doğacaktı ve de ABD zaten stratejisinin önceliğine dair bağlamını çok önceden kurgulamıştı.

Teşhirin doğası: Ertelenen B planı

ABD’nin, ateşkes sürecinde B planını ziyadesiyle dillendirmesi ve varılan mutabakatı zahiren zedelemesi, Moskova’yı yeni bir hamle yapmaya yöneltti. Moskova, 2016 Haziran’ın da İngiltere ve Ürdün Özel Kuvvetleri’nin bulunduğu El-Tenef Sınır Kapısı yakınlarındaki mücahit kampını hava saldırısı ile imha etti. Mesaj açıktı: ‘Suriye’de tüm nüfuz alanlarınız tehlikede’[6]

Eylül 2016’da Deyr-ez Zor’da Suriye Ordusu’na bağlı birliklerin ABD öncülüğündeki koalisyon tarafından vurulması sonucu Moskova-ABD yakın teması ve itilaflar rafa kaldırıldı. Deyr-ez Zor’un bombalanması ile 80 asker öldü ve ardından IŞİD bombardımanı fırsata çevirerek kırsal ve kent merkezindeki birçok noktayı ele geçirdi.[7]

B planının işleyimi için yapılan ilk somut hamle olan Deyr-ez Zor bombardımanı, IŞİD’e kent merkezini ele geçirterek Suriye Ordusu’nun vilayetteki varlığına son vermeyi amaçlıyordu. Böylelikle ABD, IŞİD’e karşı kurtarıcı olarak Deyr-ez Zor’a girecekti. Irak-Suriye sınırı kontrol altına alınacak, direniş ekseni afallayacak, Suriye’nin bölünmesi meşrulaşacaktı.

Pentagon, Suriye Ordusu mevzilerinin yanlışlıkla vurulduğunu söylerken, saldırı Şam ve müttefikleri tarafından sert tepkiyle karşılandı. ABD destekli grupların yeterli donanımının bulunmaması da, planın ertelenmesine yol açmıştı. 2016’da Yeni Suriye Ordusu adlı teşekkül, Ebukemal’e operasyon başlatmıştı. Ancak ABD uçaklarının Musul’a uçması sonucu, söz konusu teşekkül hava desteği alamayınca bozguna uğramıştı. ABD’nin Suriyeli Kürtlerden başka alternatifinin olmayışı ve Kürtlerin de Rojava’nın dışına çıkmama eğilimi işleri zorlaştırmıştı.

Güney Cephesi ve Ebukemal taarruzu

ABD’nin Humus’a bağlı Şayrat Havva Üssü’nü vurmasından sonra geliştirdiği yeni bağlam, John Kerry’nin dillendirdiği B planının devamcısı görünüyor. ABD son sürat Deyr-ez Zor vilayeti üzerine stratejiler geliştiriyor. B planıyla ilintili güney cephesi hareketliliği, Ürdün sahası kullanılarak güney çöllerinde gerçekleştirilen operasyonel faaliyetler, Suriye’de kalıcı tamponlar oluşturma amacı taşıyor.[8]

Güneydeki gruplar, ABD desteği ile Ebukemal önlerine ulaşmaya çalışıyor. Buna nazire Suriye Ordusu; Iraklı paramiliter gruplar, Hizbullah ve seçkin birlikler ile Deyr-ez Zor kuşatmasını kırmak için hamle yapmaya hazırlanıyor.[9] Humus’un doğu kırsalı ve Palmira çevreleri Ordu birlikleri tarafından temizleniyor. Suriye askerî kaynakları, Deyr-ez Zor operasyonunun kısa sürede başlayacağını bildiriyor.

Diğer yandan Suriye Ordusu, Doğu Kalamun dağlarında yer alan cihatçı gruplarla, çöldeki grupların karasal bağlantısını keserek Suriye-Ürdün sınırını güvence altına almaya çalışıyor. Suriye Ordusu’nun çöldeki gruplara taarruzunun ilk istikameti El-Tenef sınır kasabası ve kapısı olarak beliriyor. Bu aşamada ABD, İsrail, İngiltere, Suudi Arabistan ve Katar destekli Tenef kampına yapılacak saldırı, cihatçı grupların Ebukemal’e yönelik yeni operasyon hazırlıklarını aksatabilir. Aynı kozu cihatçı gruplar aracılığıyla ABD de kullanırsa, Hama ve Doğu Guta’ya yapılacak olası bir saldırı sürpriz olmayacaktır.

Suriye’nin doğusu ve Irak sınırı, ABD-Moskova etki alanlarının belirginleştiği dönemeçte, savaşan tarafların siyasi-askeri erim alanları açısından önem teşkil ediyor. Irak ile bağlantısı olmayan bir Suriye Ordusu dışarıdan gelecek tehditlere müdahale edemeyecektir. Irak’ın batısında kurulma yönsemesi olan bir İhvanî Sünnistan’ın, Suriye’nin doğusuna etkileri kaçınılmazdır.

Silahlı grupların doğuda kuracakları tampon bölgeler, ülkeyi parçalara bölebilecek gizilgüce B planı ile sahip olabilir. Cihatçı grupların Suriye’nin büyük kentlerinde dahi kuşatma altında olmaları bölünmenin bölgesel-mezhepsel olmadığını ve vekâlet organizasyonunun bir parçası olduğunu her hâlükârda ortaya koyuyor.

[email protected]

Mert Tokgöz
Mert Tokgöz[email protected]
Gazetecilik ve Psikoloji alanlarında çalışmalar yürütüyor. Doğu'ya özgü ve özgül olanın takipçisi.
mp3 indir ümraniye escort ümraniye escort escort kadıköy escort kadıköy escort ataşehir escort antalya escort
Evden eve nakliyat sitemiz istanbul ilçelerindeki. Firmalarin listesi icin lutfen ziyaret ediniz.gaziosmanpaşa evden eve nakliyatbahçelievler evden eve nakliyatkağıthane evden eve nakliyatuluslararası evden eve nakliyattuzla evden eve nakliyathalkalı evden eve nakliyat