SON DAKİKA
Maltepe Escortpendik escortalanya escortkartal escortalanya escort

Sınıf Mücadelesiyle, Komplo Teorisiyle Açıklanamayan Çelişkiler ve “Anarşinin İtici Gücü”

Bu haber 18 Ekim 2017 - 13:29 'de eklendi

@EmrahCilasun

Etrafımıza bir bakalım.

Dünya adeta bir ateş topu.

Siyasi, iktisadi, askeri, toplumsal çelişkiler ve çatışmalar giderek bir patlama noktasına varmakta.

Dünyanın bu halini neyle açıklayacağız?

Marksist zaviyeden bakıldığını iddia ederek tüm bu çelişkilerin kaynağının “sınıf mücadelesi”ne uzadığını söyleyerek belki müsterih olabiliriz ama hakikaten hakikati yakalamış, bilimsel bir cevap vermiş olur muyuz? Sanmıyorum.

Trump’ın ABD’de iktidara gelmesinin; Büyük Britanya’nın Brexit ile AB’den ayrılmasının; Hollanda, Fransa ve Almanya’nın ardından Avusturya’da da faşist partilerin seçim zaferleri elde etmelerinin; kıta Avrupa’sının faşizme ve sağa savrulmasının; Katalonya’nın bağımsızlık talep etmesinin acaba “sınıf mücadelesi”yle ne gibi bir alakası var?

Veya iklimin süratle kötüye gitmesinde; üçüncü dünyada büyük kitlesel göçlerle, kırların boşalıp,  şehirlerin tıkabasa dolmasıyla “sınıf mücadelesi” arasında ne gibi bir bağ kurulabilir?

Emperyalist ülkelerden ezilen ülkelere kadar, dünyanın dört bir yanında kadınların, taciz, tecavüz ve hatta katledilmelerinin; onlar üzerinde erkek egemenliğinin dini veya seküler şekilde tatbik edilmesine kadar yaşanan iğrençliğin, “son tahlilde” dayandığı nokta “sınıf mücadelesi” midir? Peki ya kürtaj yasağı? Ona karşı Varşova’da sokağa dökülen; imam nikahına karşı Ankara’da Meclis’in kapısına dayanan çeşitli sınıflardan kadınların bu muhteşem başkaldırıları “sınıf mücadelesi” ile açıklanabilir mi?

Yahut büyük Alman şirketi Simens’in, Türkiye’de rüzgar enerjisi sektöründe 1,5 milyar Dolarlık ihaleyi kapmasını; Londra Borsası’nın Frankfurt’a taşınmasını Almanya’nın kabul etmemesini; ya da ne bileyim, ABD ve AB’nin Rusya’ya karşı uyguladıkları iktisadi ambargoyu “sınıf mücadelesi” ile nasıl irtibatlandırabiliriz?

Peki ya komplo teorileri ile izah edilmeye çalışılan çelişkilere ne demeli?

Düşünün bir! Emperyalistler silah satmak için Ortadoğu’yu kana buluyorlar; Ortadoğu’ya müdahale etmek için IŞİD’ı kuruyorlar; bu sırada savaşın berberinde Avrupa’ya kadar uzanan büyük milyonluk kitlesel göçe sebep oluyorlar.

“Arap Baharı”nı emperyalizmin bir oyunu olarak gören “sol” ile Gezi’yi “Batı’nın bir kışkırtması” olarak gören İslamcı bakışın ürettiği komplo arasında nasıl bir fark bulunmakta?

2002’de AKP’nin iktidara gelmesinden 15 Temmuz’a kadar bir dizi gelişmeyi papatya falıyla anlatmaya çalışmak, mütemadiyen kriz ve “artık bittiler”, “dış destekleri kalmadı” medyumluklarıyla izaha kalkışıp her seferinde hüsrana uğramak nasıl bir uzmanlık alanına tekabül etmektedir?

Dolar’ın ve Avro’nun kâh inip kâh çıkmasının müsebbibi, dünyayı karanlık dehlizlerden idare eden bir avuç “Yahudi” veya “Mason” diyen komploculara ne demeli?

Böylesi arzu ve hurafelerle bezenmiş teorilerin zaviyesinden bakılarak; dünyanın baskı ve sömürüden kurtulup; insanlığın bilinçlice kurtuluşa; sınıfsız, sömürüsüz bir topluma varması tabii ki mümkün değildir.

Kuşkusuz tüm bu çelişki ve çatışmaların nedeni kapitalist-emperyalist sistemin ta kendisidir. Ama bu cevap bile bilimsel temellere dayandırılmaksızın terennüm edildiği taktirde sadece bir slogandan öteye varmayacağı hepimizin malumudur.

Burada sözü devrimci komünist iktisatçı Raymond Lotta’ya bırakmak istiyorum. Lotta’nın  2014’de kaleme aldığı “Anarşinin İtici Gücü” ve Değişim Dinamikleri Üzerine Keskin Bir Tartışma ve Acil Önemde Bir Polemik: Radikal Şekilde Farklı Bir Dünya İçin Mücadele ve Gerçekliğe Yönelik Bilimsel bir Yaklaşım için Mücadele adlı uzun yazısından (LİNK) yaptığım derlemenin, ezberlerimizi bozacağını ve bizi düşünce kalıplarımızın ötesine taşıyacağını ümid ediyorum. Dahası Lotta’nın aşağıda sunduğu (vurgular Lotta’ya ait) bakış açısının  bizlere bambaşka bir ufuk sunacağına inanıyorum.

(…)

  1. Hayati bir ilerleme: Kapitalizmin belirleyici dinamiği olarak “anarşinin itici gücü”

(…)

  1. Politik iktisada girişmek

Sermaye, fiyatların ve kârın hareketine yanıt olarak düşük kârlı sektörlerden çıkıp yüksek kârlı sektörlere doğru hareket eder. Eğer bir yatırım tatmin edici bir kâr getirmezse, yahut belli bir meta üretim maliyetini karşılayacak bir fiyata satılmazsa, sermaye de verimliliğini arttırmak veya başka bir üretim hattına geçmek zorunda kalır. Fiyatların ve kârların hareketi, üretim kararlarının alınmasını sağlayan “bilgi”yi aktarır. Piyasa bu şekilde düzenlenir ve aynı zamanda yeniden örgütlenmeyi dikte eder… böylelikle otomotiv endüstrisi verimsiz tesisleri kapatır, aletlerini yeniler, emek gücünü keser; şirketler yutulur ve işçiler iş değiştirmek zorunda kalır. Bu şekilde toplumsal işbölümü şekillenir ve yeniden şekillenir.

Bu, kör ve anarşik bir düzenlemedir. Gelişigüzeldir, çok fazla ve çok küçüktür: yatırımların fazla yükseldiği ve alçaldığı bir süreçtir; olaydan sonra piyasanın neyi takas edip neyi etmeyeceğini, şu veya bu kapitalistin emri altında emek sürecinin gerçekten gerekli olup olmadığını, yahut rekabet standardına uygun olup olmadığını belirleme sürecidir. Marx, değer yasasının işleyişi temelinde piyasanın düzenleyici rolü hakkında şunu söyler. “bu düzensizliğin toplam hareketi, düzendir.” Engels ise hareketin iki biçimini ortaya koyarken şunu der: “toplumsallaşmış üretimi anarşi yönetir.”

Bireysel kapitalistler üretim yapar ve adeta sınır yokmuş genişler (bir kez daha söylemek gerekirse, gerekli alıcıların ve satıcıların olduğunu varsayıyoruz). Neden? Çünkü, Marx’ın Kapital’de söylediği gibi, “Kapitalist üretimin gelişimi, verili bir endüstriyel girişimde harcanan sermaye miktarının devamlı olarak arttırılmasını zorunlu kılar… Rekabet [bireysel kapitalisti] kendisini korumak için devamlı olarak sermayesini genişletmeye zorlar…”

Kapitalizmin toplumsallaşmış üretimle özel mülkiyet arasındaki temel çelişkisi, bu iki hareket biçimi üzerinden gelişir: burjuvazi ve proletarya arasındaki çelişki ve üretim-şirket birimindeki organizasyon ile genel olarak toplumdaki üretimin anarşisi arasındaki çelişki. Bu hareket biçimlerinin her birinin kendi etkileri vardır ve birbirlerinin içine geçerler.

Fakat devam eden bir şekilde, kapitalist üretim tarzı dünya ölçeğinde hakim olduğu müddetçe, sınıf mücadelesi için bağlamı oluşturan maddi alandaki temel değişimleri meydana getiren, kapitalist üretimin anarşisidir. Anarşinin zorladığı hareket, kapitalist üreticiler arasında rekabetin devindirdiği anarşik ilişkiler, temel çelişkinin ana hareket biçimidir. Bu, Bob Avakian’ın anlayışında önemli bir atılımdı:

Her ne kadar burjuvazi ve proletarya arasındaki çelişki, toplumsallaşmış üretim ve özel mülkiyet arasındaki çelişkinin ayrılmaz bir parçasıysa da, bu sürecin motor gücü kapitalist üretimin anarşisidir. Emek gücünün sömürülmesi, artı değerin üretilmesini ve ona el konulmasını sağlayan biçimse de, bu üreticileri işçi sınıfını tarihsel olarak daha yoğun ve daha kapsamlı bir ölçekte sömürmeye iten şey sadece mülksüz proleterlerin varlığı veya kendi başına sınıf çelişkisi değil, kapitalist üreticiler arasındaki anarşik ilişkilerdir. Anarşinin bu itici gücü, kapitalist üretim biçiminin, meta üretiminin ve değer yasasının tam gelişimini temsil ettiğinin bir ifadesidir. Eğer bu kapitalist meta üreticilerinin birbirinden ayrı olup öte yandan değer yasasının işleyişiyle birbirine bağlı olma durumu olmasaydı, proletaryayı sömürmek için aynı zorunlulukla karşı karşıya kalmazlardı – burjuvazi ve proletarya arasındaki sınıf çelişkisi yatıştırılabilirdi. Bu üretim tarzının, tarihsel olarak eşi görülmemiş dinamizmine sebep olan, sermayenin genişleme yolundaki bu iç itkisidir; bu, değer ilişkilerini devamlı olarak değiştiren ve krize yol açan bir süreçtir. 

Lenin’in emperyalizmin dinamikleri ve proleter devrim hakkındaki sistematizasyonunu ilerleten America in Decline (“Çöküşteki Amerika”) isimli çalışmada, “anarşinin itici gücünün” üstünlüğüne ilişkin anlayış daha fazla teorize edildi, uygulandı ve genişletildi.

Emperyalizmin yükselişiyle birlikte birikim, dünya kapitalist piyasasının nitel olarak daha büyük çapta birleşmesi ve entegrasyonu bağlamında gerçekleşir—artık birikim temel olarak ticaret ve para döngülerinin bir fonksiyonu değil, üretken sermayenin (artı-değer üretiminin) uluslararasılaşmasının bir fonksiyonudur. Ve birikim, dünyanın büyük güçler arasında siyasi-bölgesel bölünmesi, dünya ekonomisinde bu güçler arasındaki güç ilişkilerinin kayması ve küresel çapta, toprak temelli ulus devletler sistemi bağlamında gerçekleşir.

Emperyalist çağda birikim, özgün özelliklere sahiptir. Tekelleşmiş finans kapitalin hayli hareketli ve esnek biçimleri üzerinden – dünyanın bir avuç zengin kapitalist güç ile insanlığın büyük çoğunluğunun yaşadığı ezilen ülkeler arasında bölünmesi üzerinden ve emperyal ulus devletler arasında küresel üstünlük için rekabet ve mücadelede yoğunlaşan jeo-ekonomik ve jeopolitik rekabet üzerinden ilerler.

Farklı emperyalist sermayeler arasındaki antagonizma ve dünya çapındaki bölünme üzerinden yürüyen mücadele genellikle büyür, olgunlaşır ve şirket düzeyindeki organizasyon ile toplumsal üretimin anarşisi arasındaki çelişkinin nitel gelişimidir. Bu antagonizma, 20. yüzyılda iki dünya savaşına yol açmıştır. Aynı zamanda temel çelişki, klasik biçimlerde de kendini gösterir. Temel ifade biçimleri arasında, emperyalist ülkelerde proletarya ve burjuvazi arasındaki çelişki, ezilen uluslar ve emperyalizm arasındaki çelişki, ve sosyalist ülkelerle emperyalist kamp arasındaki çelişki de vardır (bu sonuncusu sosyalist ülkeler varken mevcuttu ve şimdi mevcut değildir).

Bu çelişkilerden biri veya diğeri belli bir zaman döneminde baş çelişki haline gelebilir, yani biri ve diğeri, ötekilerin gelişimini daha fazla etkileyip onlardan daha az etkilenebilir – ve bu yüzden de verili bir aşamada temel çelişkinin nasıl geliştiğini belirler.

Örneğin 1950’lerin sonlarından 1970’lerin başlarına kadar dünya çapında baş çelişki, emperyalizm ile Üçüncü Dünya’daki ulusal kurtuluş hareketleri arasındaydı. Asya, Afrika ve Latin Amerika çapında devrimci fırtınalar esmişti. Bu çelişki, emperyalist (ve yerel) yönetici sınıflar için nitel bir yeni gereksinim yaratıyor ve dünya çapında sermaye birikimini etkiliyordu.

Özel olarak ABD emperyalizmi, isyan bastırma doktrinlerini geliştiriyor ve geniş çapta uyguluyordu. Vietnam kurtuluş mücadelesi savaş alanında büyük yenilgiler getiriyordu; savaş, ABD kara kuvvetlerinin dev bir kısmını emdi ve ABD askeri harcamalarında çok büyük artışa yol açtı, bu ise uluslararası düzeyde doların (ve dolar-altın standardının) zayıflamasına katkıda bulundu. Bu dönem boyunca ABD Güney Amerika’da yardım ve kalkınma programlarını savunuyordu; örneğin bunlardan biri olan İlerleme İttifakı programının amacı, baskıyla birlikte, sosyal koşulları istikrarlı hale getirmek ve devrim potansiyelini etkisiz hale getirmekti.

Herhangi bir verili zamanda yerel (ulusal) veya küresel olarak sınıf mücadelesi baş çelişki olabilir. Ancak genel olarak ve uzun vadede, kapitalist üretim tarzı dünya çapında egemen olmaktan çıkıncaya kadar dünya emperyalist sisteminin anarşisinin itici gücü, temel çelişkinin başlıca hareket biçimidir ve öyle olacaktır. Toplumun ve dünyanın dönüşümünün ilk aşamasını ve temelini hazırlayan, anarşinin itici gücüdür ­– dünya ölçeğinde kapitalist birikimin dinamikleri ve çelişkileri ve bunun çeşitli ifadeleridir; bunlardan bir kaçı, emperyalistler arası rekabet, hayatın maddi, ekonomik-sosyal ve giderek artan ölçüde doğal-ekolojik koşullarında meydana gelen değişimlerdir.

Ve esas nokta tam olarak, toplumun ve dünyanın, bizim olmasını istediğimiz şey temelinde değil, olduğu haliyle gerçekliğin temelinde dönüştürülmesidir:

Toplumsallaşmış üretim ve özel mülkiyet arasındaki çelişki ancak üstyapı alanında çözümlenebilir. Yalnızca devrim yapma, burjuvaziyi (ve bütün sömürücü-yönetici sınıfları) kesin olarak yenilgiye uğratma ve onun kontrol ve sindirme aygıtını ortadan kaldırma yönündeki bilinçli bir mücadeleyle gerçekleşebilir. Yalnızca, dünya devrimi için bir üs bölgesi olacak yeni bir devrimci devlet iktidarı yaratma ve bu temelde kapitalizmin yaptığından farklı prensipler ve dinamiklere göre (artık değer yasası yönetmeyecektir) yeni bir sosyalist ekonomi yaratma ve toplumu ve insanların düşüncelerini dönüştürme amaçlı kapsamlı mücadeleyi ilerletme yönündeki bilinçli bir mücadeleyle gerçekleşebilir.

Burjuva çağının temel çelişkisi yalnızca, dünyayı anlama ve değiştirme yönünde bilimsel bir yaklaşım temelindeki, bilinçli bir devrim yoluyla çözümlenebilir.

Proletaryanın tarihsel misyonu kapitalizmi ortadan kaldırmak, her tür sömürüye ve baskıya bir son vermek, insan toplumunun sınıflara bölünmesinin üstesinden gelmek ve bir dünya insanlığı topluluğu yaratmaktır.

(…)

III. Anarşinin itici gücü, sermayenin yarattığı ve tahrip ettiği dünya

Eleştirmenlerin, “anarşinin itici gücü”nün sermayenin temel hareket biçimi olduğunu reddetmeleri, onların dünyadaki ana eğilimleri ve komünist devrimin mücadelesinin verilmesi ve gerçekleştirilmesi gereken aşamayı derin ve kapsamlı bir şekilde anlamalarını imkansız kılıyor. Sınıf mücadelesi ve işçi direnişi “anlatıları” yalnızca bu komünist devrimin karşı karşıya olduğu büyük ve eşi görülmemiş meydan okumaları değil, devrimci mücadele için var olan büyük potansiyeli de gizlemektedir…

(…)

Sermayenin anarşik işleyişinin sonucu olarak ezilen ülkelerde gerçekleşen kentleşme, proleterleşme ve gecekondulaşma, kitleler üzerinde ekonomik ve ideolojik olarak çok çelişkili sonuçlar getirmektedir. Emperyalizmin kırsalda geleneksel yaşam biçimlerini ortadan kaldırması ve “formel” ekonomiyle bütünleşmemiş halk kesitlerinin kentleşmesine eşlik eden istikrarsızlık, İslami köktenciliğin, Pentekostal akımın, çeşitli dinsel binyılcılıkların, vs.nin büyümesini ve taraftar bulmasını beslemiştir. Bu eğilimler, belirsizlik ve yerinden olma koşullarında tutarlı bir gerici ideolojik ve ahlaki rota sunmaktadır.

(…)

Bu kriz, büyük güçler arasındaki rekabet ilişkilerinde ve güçlerde meydana gelen büyük değişimler bağlamında patlak vermiştir. Bunların arasında şu faktörler sayılabilir: “Çin’in yükselişi” ve emperyalist bir güce doğru geçmesi, etkisinin Doğu Asya’nın ötesinde Ortadoğu, Orta Asya ve Afrika’ya erişmesi ve büyümesinin şimdi uluslararası işbölümünü etkilemesi; Avrupa Birliği pazarının genişlemesi ve bölgesel kur entegrasyonunun küreselleşmiş Batı Avrupa sermayesine büyüklük ve etkililik bakımından avantaj sağlamak için ve doların hakimiyetine karşı parasal bir meydan okuma için bir çerçeve sağlaması; ve yeniden iddiasını ortaya koyan Rus emperyalizmi.

Krizin yalnızca dünya emperyalist sisteminin istikrarı bakımından değil, süregiden güç değişimleri ve bunun içindeki rekabetler bakımından da yansımaları oldu. En dikkat çekici yansımalardan ikisi şunlardır: kriz, ABD ve Çin arasındaki çelişkileri şiddetlendirmiş, ABD Çin’in yükselişini ve büyüyen erişimini dengelemek için daha agresif arayışlara girmiş; ayrıca kriz AB emperyal projesi için yeni zorluklar ortaya koymuştur.

  1. Söz konusu olan meseleler: Reforme edilemeyecek bir sistem… Devrim bir ihtiyaçtır

Bob Avakian, Birds Cannot Give Birth to Crocodiles, but Humanity Can Soar Beyond the Horizon [Kuşlar timsah doğuramaz, fakat insanlık ufku aşabilir, Patika Kitap, İstanbul, 2015] kitabında, meseleyi yerine oturtuyor:

Bütün bunlardan hoşlanmayabiliriz, ama bulunduğumuz yer burasıdır. Kapitalizmin ve dinamiklerinin hâlâ dünyada hakim olmasından, bu dönemde bunun baskın bir şekilde böyle olduğundan ve yürütmemiz gereken mücadele için sahneyi hazırlamasından hoşlanmayabiliriz, fakat gerçeklik bu. Ve bu gerçeklikte, şeyleri radikal bir şekilde değiştirmemiz için bir temel bulunuyor. Bu başka yollarda değil, bu gerçekliğe meydan okunmasında ve onun değiştirilmesi için mücadele edilmesinde yatıyor. Bu gerçekliğin çelişkili karakterinin açtığı yoldan – bu gerçekliğin dönüştürülmesi için el konulması ve üzerinde eyleme geçilmesi gereken yoldan – geçerek bu gerçekliğin anlaşılması ve ardından dönüştürmek üzere eyleme geçilmesi gerekiyor.  

Avakian sadece, kapitalizmin dinamiklerini ve dünyadaki çelişkilerin kendilerini nasıl ortaya koyup birbiriyle etkileşime geçtiğini analiz etmekten ve neden “anarşinin itici gücünün” gerçekte kapitalizmin temel dinamiği olduğunun kavranmasından bahsetmiyor. Aynı zamanda bir bilimin, bir bilim olarak komünizmin temel bir meselesine odaklanıyor: “ya gerçeklikten hareket eder ve radikal değişim için bu gerçekliğin çelişkili dinamiği içindeki temeli anlarsınız, ya da sadece gerçekliğe dayatmak istediğiniz, kitleler hakkındaki idealize edilmiş bir bakış da dahil olmak üzere, bir dizi fikirden hareket edersiniz…” diye yazıyor.

Kapitalizm-emperyalizm ve onun işleyişiyle ciddi bir şekilde ilgilenirken, onun gerekliliklerini – özel işleyiş yasalarını ve hareket yasalarını – ele alırız. Bu yasalar bireylerin iradesinden ve bir sınıfın iradesinden, tarihteki en büyük baskı ve güç cephaneliğine sahip olan sınıfın (kapitalist-emperyalistler) iradesinden bile bağımsızdır.

Kapitalizm, doyumsuzluk veya “sömürme isteği” üzerine kurulu bir sistem değildir. “Temel ilke” olarak kâr güdüsü – “işçilerden ne koparabiliyorsan kopar” – üzerine kurulu bir sistem değildir. Ücretli emeğin sömürülmesi üzerine kurulu ve genişleme yönündeki iç ihtiyacın yön verdiği bir üretim tarzıdır. Bunu kavramamak, nesnel olarak devrim ihtiyacını inkar etmektir – eğer bu sistem gereksinimle, birikimin yasaları ve zorunluluklarıyla yönetilmiyorsa, o zaman belki… belki reforme edilebilir.

Eleştirmenlerin suçlamalarının aksine, bu yasalar ve özel olarak da anarşinin zorlayıcı gücü, sınıf mücadelesini “likide” etmez. Bundan ziyade, tekrar etmek gerekirse, toplumu ve dünyayı dönüştürmek için yapılması gerekenlerin temel sahnesini hazırlayan budur. Eğer bu kavranırsa, Avakian’ın vurguladığı gibi, bu gerçekliği radikal bir şekilde değiştirmenin yollarını keşfetmek mümkün hale gelir. Özgürlüğü yakalamak ve şekillendirmek mümkün hale gelir, çünkü bu üretim tarzı ve onun yasaları dinamiktir, çelişkilere dayanır. Ve bu, gerçekliğin karmaşıklığı ve değişirliği içinde bilimsel olarak anlaşılması temelinde, bilinçli faktörün eyleme geçmesi için geniş olanaklar açar.

Değişim ve ani kabarmalar için çeşitli kanallar vardır. Bilimsel yönelim, devrim için, tam ölçekte bir devrim için ve bu devrim ile karşı karşıya olduğu zorlukların ihtiyaç ve potansiyellerinin anlaşılması ve bunlar üzerinde eyleme geçilmesi için gerekli hareketin inşa edilmesinde kritik önemdedir. Çevre krizi bu açıdan oldukça önemlidir.

Toplumsallaşmış üretim ve özel mülkiyet arasındaki temel çelişkinin gerçekteki gelişme biçiminin ortaya koyduğu zorluklar var. Üretici güçler gelişip daha fazla toplumsallaşırken ve dünya daha fazla birbirine dolanırken, eş zamanlı olarak İslami ve öteki köktenciliklerin büyümesi tipik bir sorundur. Temel çelişkinin bu “bozuk” işleyişi, hareketinin ve gelişiminin doğrusal bir modernleşme, proleterleşme ve laikleşme süreci olmadığını göstermektedir. Daha ziyade, sınıfsal ve sosyal konfigürasyondaki değişimlerin, ideolojinin ve toplumsal hareketlerin ekonomik dönüşümle karşılıklı nüfuzun meydana getirdiği karmaşık bir süreçtir ve kurtuluşçu bir ahlaka duyulan ihtiyaç ve patriyarkanın ortadan kaldırılması sorununu güçlü bir şekilde ortaya koymaktadır.

Büyük ayaklanma potansiyelinin bulunduğu bir geçiş döneminde yaşıyoruz: sürekli değişen bir küresel kapitalizm, eşitsizlik ve yer değiştirmelerde artışlar, çevresel bozulma, insanlığın yarısını oluşturan kadınlara yaşatılan korkunç şeyler. Emperyalist çağdaki kapitalizm, daha yüksek ve kendi sınırlarına şiddetli bir şekilde saldıran bir şeye dönüşen bir üretim tarzıdır.

Kendimizi avutmak ve gerçek meydan okumaları savuşturmak için gerçeklikler icat edip, sınıf mücadelesinin her zaman temel olduğu şeklinde anlatılar mı icat edeceğiz? Yoksa gerçeklikle, onu değiştirmek için karşı karşıya mı geleceğiz?

Söz konusu olan dünya, insanların düşüncelerinde ve toplumda neyin değiştirilmesi gerektiği ve bunun nasıl yapılması gerektiği konusunda materyalist bir anlayıştır. Gerçek anlamda bilimsel bir yaklaşım dışında her şey, dünyayı olduğu gibi bırakacaktır. Söz konusu olan, çağın temel çelişkisini çözümlemek, insanlığın kurtuluşunu gerçekleştirmek ve gezegeni kurtarmak için, insanlığın ihtiyaç duyduğu komünist devrimdir.

emrah-cilasun

Emrah Cilasun
Emrah Cilasun[email protected]
Yazar ve çevirmen.
sisli escortümraniye escortataşehir escortkartal escortbeylikdüzü escortbeşiktaş escortmaltepe escorthalkalı escortşirinevler escortakpendik.commecidiyeköy escortbahçeşehir escortataköy escortrus escort
Evden eve nakliyat sitemiz istanbul ilçelerindeki. Firmalarin listesi icin lutfen ziyaret ediniz.gaziosmanpaşa evden eve nakliyatbahçelievler evden eve nakliyatkağıthane evden eve nakliyatuluslararası evden eve nakliyattuzla evden eve nakliyathalkalı evden eve nakliyat
Kurtköy Escortümraniye Escortescort bayanAtaşehir Escortümraniye escort