SON DAKİKA
kadikoy escort

Kürdistan’da Referandum ve Karşı Adımlar

Bu haber 23 Eylül 2017 - 22:15 'de eklendi

Mücahit AVRAS

Anayasal adıyla Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi ya da kısa resmi adıyla Kürdistan, 25 Eylül 2017’de Bağımsızlık Referandumuna gideceğini deklare etti.

Mesut Barzani, Mart 2017’de BM Genel Sekreteri António Guterres ile Hewler’de (Erbil) yaptığı görüşmenin ardından, uluslararası hukukun kendilerine tanıdığı self determinasyon haklarını yakın zamanda Birleşmiş Milletler gözetiminde kullanmak istediklerini belirtti.

Buna gerekçe olarak, ABD’nin 2003’te Saddam rejimini yıkmak için başlattığı operasyon ve Baas rejiminin yıkılışının ardından kendilerini birebir ilgilendiren birçok sorunsalın çözüme kavuşturulamayışı ile Irak içinde yaşanan yönetsel, politik ve mezhepsel çatışmalardan kaynaklı yaşanan problemler, IŞİD gibi sosyolojik dinamikleri alt üst eden ve milyonlarca insanın yer değiştirmek zorunda kaldığı yüz binlercesinin de ölümüne yol açan olaylar silsilesinden Kürdistan bölgesinin de büyük zorluklarla karşı karşıya kalmasıydı.

Kürdistan’ı referanduma iten sebepleri Irak hükümetinden kaynaklanan ve içte yaşanan dimanikler olarak iki ana başlıkta sıralayacak olursak;

*Irakla, 2005’te yapılan anayasada petrol gelirlerinin %17’sinin merkezi hükümet tarafından Kürdistan yönetimine gönderilmesi gerekirken bunun yapılmayışı,

*140. madde kapsamında kalan ve statüsü belirlenemeyen ihtilaflı alanların sorun olarak kalmaya devam etmesi ve çözüm iradesi geliştirilmeyişi,

*Bölgesel çapta devam eden savaşın sonucu olarak 1.5 milyona yakın insanın göç ettiği Kürdistan bölgesine sağlanan ekonomik desteğin kadük kalması,

*Üretime dayanmayan Kürdistan ekonomisinin, hizmet yatırımlarının da durma noktasına gelmesi nedeniyle çöküş yaşaması,

*IŞİD’le savaş kapsamında uluslararası güçlerin Kürdistan yönetimine gönderdiği silahların, Irak merkezi yönetim tarafından kendilerine verilmesinde yaşanan aksaklıklar.

İç dinamikler;

*Modern dünya tarihinde Kürtlerin bir devlet kurmaya vakıf olamaması ve Kürdistan halkının buna olan açlığı,

*Mesut Barzani’nin 2013 yılında 2 yıllığına uzatılan görev süresinin Ağustos 2015 yılında bitmesinin ardından, Goran ve YNK’nin başkanlık konusundaki fikirlerinin KDP yönetimini rahatsız etmesi ve KDP tarafından konjonktürel olarak Mesut Barzani’nin görevde kalmasının diplomatik anlamda daha yararlı olabileceğinin düşünülmesi,

*Başkanlık seçimi ekseninde gelişen problemlerden sonra 2 yıla yakın bir süredir parlamentonun kapalı tutulması,

*Anamuhalefet partisinin üyesi olan meclis başkanı da dahil birçok yöneticisinin başkent Hewler’e girişinin yasaklanması ve bunun KDP üzerinde büyük bir basınç haline gelmesi,

*IŞİD’le savaşta Şengal’de görevli peşmergelerin savaşmayıp binlerce Êzidi Kürt’ün katledilmesine, binlerce kadının esir alınmasına ve on binlercesinin göçüne neden olan trajik olayda rolü olduğu düşünülen KDP yönetiminin tüm Kürtler nezdinde itibar kaybı yaşaması,

*On yıllardır Irak yönetimiyle mücadele eden bir gelenekten geldiğini her fırsatta dillendiren Mesut Barzani’nin (olası) Bağımsız Kürdistan’ın ilk başkanı olmak istemesi,

*Mevcut referandum süreci başarıya ulaşamasa dahi 2005’te yapılan referandum benzeri bir süreçle, bir süre daha nefes almaya olanak sağlayacak adımlar atılmasını sağlamak.

Kendi kaderini ve geleceğini tayin hakkı (Self determinasyon) tüm dünya halklarının olduğu gibi Kürt halkının da en doğal hakkı olduğu tartışmasız bir gerçektir. Ancak bölgesel ve küresel güçlerin çıkar hesapları bugüne kadar Kürdistan ülkesinin dağınık ve Kürtlerin de bir bütün olup özgün bir güç olmasını engelleyerek oradan çıkar elde etmek üzerine kuruluydu.

Ancak Körfez savaşı ile nispi bir rahatlığa erişen ve idari anlamda erk sahibi olup güçlenen Kürtler, uluslararası güçlerin de desteğiyle uçuşa yasak bölge ilan edilen topraklarında ‘özerk’ bir alana kavuştular.

Değişik güçlerin etki alanında kalan Kürt örgüt ve partileri, defalarca kez brakûjiye (kardeş katli) giriştiler ve enerjilerinin büyük bir çoğunluğunu bu uğurda harcayarak mecalsiz kaldılar.

Birçok fırsat ve konjonktürel dalgaları bu sayede kaybetmekle yüz yüze kaldılar. Ancak 2010 yılında başlayıp hala devam eden ve Arap Baharı diye adlandırılan, birçok ülkede çok büyük dip dalgalar oluşturan sosyal olayların, Kürdistan coğrafyasına sirayetiyle birlikte Kürtleri idare eden devletlerin de korkuları pekişti.

Tüm politikalarını ‘Kürt anasını görmesin’ metaforu üzerinde şekillendiren bu devletler Kürtler arasındaki problemleri maalesef Kürtlerden daha iyi tahlil ederek bunu onlara karşı kullanmaktan da asla geri durmadılar.

İran-Irak-Türkiye-Suriye düşman kardeş politikalarının en güzel örneğini daima Kürt Sorunu’nda gösterdiler. Mevcut durumda tüm tartışmaların odağında yer alan ‘Bağımsızlık Referandumu’ tüm bu süreçlerden etkilenerek, beslenerek bu noktaya evrildi.

Hangi fraksiyona ve hangi partiye gönül vermiş olursa olsun her Kürt’ün gönlünde yatan bağımsızlık arzusunun dışa vurumu da diyebiliriz bu duruma. Yine bu durum Kürtler arasında zamanlama, nitelik ve niyet olarak çeşitli tartışmalara gebe olsa da aslolan şey; Kürt ve Kürdistanlılar dışındakilerin sadece ama sadece bu karara saygı duymak zorunda oldukları gerçeğidir.

Binlerce kilometre ötedeki soydaş yada akraba topluluklarına bağımsızlık, adalet ve hukuk temennilerini sunanlar ile buna destek olanların Kürdistanî kazanımlara olan tehditvari yönelimleri ise apaçık ki iki yüzlülüktür.

Toplumsal hafızanın zayıflığına olan atıfla yola çıkıp bu tehditleri savuranların, yüzyıllardır bu gibi tehditlerle yaşayan Kürdistan halkının, geride kalan destek kırıntılarına da ulaşamayacağı açıktır.

1992 yılında düzenlenen ve Kürdistan’da yerel anlamda yapılan ilk seçim olma özelliğini koruyan seçimin yaptırılmaması için tüm askeri seçenekleri masada hazır tutarak ‘oranın yerle bir edileceğini’ dile getiren Türkiye devletinden zihni olarak bugüne değin çok şey değişmemiş olsa da bölgede birçok denklemin artık geriye sarıp tahayyül edilen şeylerin bugün tekerrür etmesi gibi bir durum yok. O günlerde Türkiye devleti tarafından vebalı ve yok edilmesi gereken hedef gözüyle bakılan Kürdistan, birçok eksiğine rağmen bugün bambaşka bir düzlemde ve seviyede yer alıyor.

Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye tarafından kırmızı halılarla ağırlanan ve ‘dostluğun’ her türlüsüne mazhar olan Kürdistan yönetimine, askeri müdahale dahil her türlü yaptırımın uygulanabileceği mesajını vermek için şu sıralar sınırda büyük askeri şovlar düzenlenmeye başladı.

PKK bahanesiyle hava saldırıları düzenleyerek Kürdistan’lı 10 kişiyi katlederek tehditlerinde ne kadar ciddi olduğunun mesajını vermek istemektedir. Uzun yıllardır her konuda ihtilaflarla boğuşan AKP-CHP-MHP bloğu, mevzu bahis Kürtler olunca tüm ihtilaflarını unutup anamuhalefetin iktidarı işgale zorladığı bir duruma evrilmesi uzun bir zaman almıyor.

Yaşanan bu meydan okumaların ardından Bugün TBMM’den Irak’a sınırötesi operasyon yetkisinin geçirilmesi oylanıp kabul edildi. HDP dışındaki tüm partilerin kin kusup işgal salyaları akıtmasına sebep olan tek şey; düşmanlıktır.

Açıktır ki, içte ve dışta birçok sıkışmışlığın içinde yer alan Türk hükümeti bu yolla üzerindeki basıncı biraz olsun hafifletme yoluna gitmektedir. Mevcut konjonktürde uluslararası arenada meşruiyet sorunu yaşayan ve bölgedeki birçok sorunun müsebbibi görülen AKP iktidarı, TSK eliyle yapılacak bir operasyonun kabul görebilecek bir noktası bulunmamaktadır.

Geçmişten bugüne diplomatik dil haline getirdiği ‘yüksek ses çıkar, düşmanını korkut’ feveranından da sonuç çıkaracağa benzemiyor.

Kürdistan’ın Türkiye piyasasından gelen maddelere ihtiyacı olduğu kadar Türkiye’nin de ‘ucuz pazar’ olarak gördüğü Kürdistan piyasasındaki petrole ve oradaki ticari faaliyetlere ihtiyacı var.

Sarsıntılar içindeki Türk ekonomisinin hem bu savaş yükünü hem de bu sıcak paranın kesilmesini kaldırabileceği olasılık dahilinde değildir.

 

Türkiye bu çıkmazlar içindeyken İran da, Suriye’de patlak veren iç savaştan bu yana çok büyük bir enerji ile orada bulunmakta ve Suriye Baas rejimine destek sunmaktadır. Hoşnutsuzluğundan kaynaklı mırıldanmalar içindeyse de Şii dünyasının ‘koruyucu meleği’ hüviyeti nedeniyle, şu anda geniş bir hinterlandda katmerli bir enerjiyle etki alanı yaratıp orada tutunmak istemesi sebebiyle, Batı’yla ilişki geliştirmiş ve yarı devletimsi bir güce ulaşmış Kürdistan’a askeri müdahalede bulunup Batı dünyasındaki tartışmalı varlığını daha da çetrefilli bir duruma sokacak bir fiili durumun içinde olmayacaktır.

Irak ise ABD’nin 2003 müdahalesinden sonra patlak veren iç savaşta büyük bir yıkıma ve güç kaybına uğradı. IŞİD saldırılarından sonra herhangi bir çatışmaya girmeden birçok noktayı karanlık örgüte teslim etmenin vermiş olduğu demoralizasyondan sonra büyük bir özgüven eksikliği yaşamaktadır. Milis güçlerle orduyu takviye etmeye çalışıyor olsa da askeri bir müdahale seçeneğini gündeme getirmesi durumunda diğer Kürt silahlı hareketlerinin de karşı koyuşlara girişeceğini iyi bilmektedir.

Kerkük’e askeri yığınak yapılacağı haberleri ve referandumun güç ile gerçekleştirilmeye çalışılması durumunda askeri müdahalede bulunulacağı tehditleri çok gerçekçi gelmemektedir. Ancak yine de milisvari ve kontrgerilla sosuna bulanmış yapılar üzerinden yaraları kaşıyamacağı anlamına gelmemektedir.

Kerkük’ün referanduma katılma kararını il meclisinden çıkaran ve bunu deklare eden vali olarak bilinen Necmettin Kerim’in görevden alınması merkezi hükümetin, orada varlığının hala devam ettiğinin ve etkisinin sürdüğünü göstermek istemesi bakımından önemli bir adım olarak görmek gerekir.

Mevcut durumun gidişatını belirleyecek en önemli durum ise küresel güçlerin bu konuda ne düşündükleri ve planlarının neye evrileceği hususudur.

Ancak şu anda sert tonlarda olmasa da referandumun ertelenmesini isteyen bu güçlerin hepsi referanduma değil, zamanlamasına dikkat çekmesi dikkate değer bir konudur. Bu durumda çekinceleri olsa da yeni çatışma alanlarının yaratılmasına izin vermeyecekleri açık bir gerçektir.

Mücahit Avras
Mücahit Avras[email protected]
mp3 indir ümraniye escort ümraniye escort escort kadıköy escort kadıköy escort ataşehir escort antalya escort
Evden eve nakliyat sitemiz istanbul ilçelerindeki. Firmalarin listesi icin lutfen ziyaret ediniz.gaziosmanpaşa evden eve nakliyatbahçelievler evden eve nakliyatkağıthane evden eve nakliyatuluslararası evden eve nakliyattuzla evden eve nakliyathalkalı evden eve nakliyat