SON DAKİKA

IŞİD’in Suriye ve Irak’ta taktiksel değişimi

Lübnan’dan temizlenen; Afganistan, Libya ve Yemen’de tutunamayan radikal çete örgütü IŞİD, Suriye ve Irak’taki gerilemelere müteakip yeni taktikler üzerinde yoğunlaşıyor.

Bu haber 01 Ekim 2017 - 21:08 'de eklendi

Mert Tokgöz – @merttokgoz24

Suriye’nin Humus vilayetine bağlı Karyatayn ve Rakka vilayetine bağlı El Samra kasabalarına yönelik IŞİD saldırıları, örgütün gerileme kaydettiği dönemde yeni bir taktik özümsediğini ortaya koyuyor.

28 Eylül’de Suhna kasabasına ve Deyr-ez Zor-Humus yoluna baskınlar gerçekleştiren IŞİD, Suriye ordu kuvvetlerinin kontrol ettiği birçok mevziiyi tekrardan ele geçirerek Deyr-ez Zor operasyonunu gecikmeye uğrattı. 29 Eylül’de saldırıyı etkisiz hale getiren ordu birlikleri, 1 Ekim’de kaybettiği mevzileri geri aldı. Söz konusu taarruzun ardından gerçekleşen hücre saldırıları, IŞİD’in Suriye ve Irak’taki varlığını yeniden tartışmaya açıyor.

IŞİD’in gerileyiş dönemi

Örgüte başkentlik yapan Musul ve Rakka gibi büyük kentlerin Irak Ordusu ve Demokratik Suriye Güçleri (DSG) tarafından temizlenmesiyle IŞİD militanları yeni arayışlar içine girmiş bulunuyor. Bir buçuk yıldır kent çatışmalarında binlerce militanını kaybeden örgütün yeni stratejisinde, IŞİD’in gölgesinin vaktinde işgal ettiği her yerde hissettirilmesi hedefleniyor.

Geçtiğimiz aylarda Suriye Arap Ordusu’nun ülkenin batısından doğusuna yönelik başlattığı çöl operasyonları doğrultusunda petrol-doğalgaz yataklarının bulunduğu geniş alanları kontrol altına alması IŞİD’de gerek finansal gerekse askerî açıdan zayiat yarattı. Çöllerdeki hâkimiyete binaen operasyon hedeflerini Irak sınırına kadar genişleten Suriye Arap Ordusu’nun 6 Eylül’de Deyr-ez Zor’a ulaşması örgütün Suriye’deki varlığına atıfla sonun başlangıcı olma niteliği taşıyor.

Irak özelinde ise Havja (Hawija) ve El Kaim (Qaim) kentlerini elinde bulunduran örgüt, Bağdadi’nin Musul harekâtı sonucunda kayıplara karışması ile birlikte güç kaybediyor. Telafer’de yaşanan örgüt içi darbe, IŞİD’in içinde ihtilaflar olduğuna ve tasfiye sürecine girildiğine dair ipuçları veriyor.

Faal hücre seferberliği

IŞİD’in sancılı gerileyişinin ayyuka çıktığı dönemde örgüt tarafından gerçekleşen ani baskınlara dikkat çekmek gerekiyor. Zira radikal İslamcı örgütler temel karakteristikleri uyarınca güvenlik zafiyetleri üzerinde yoğunlaşarak kendilerini yeniden var edebilir ve militanlarına moral temin edebilirler.

Nitekim El Kaide’nin merkezi olarak tanış bildiğimiz Yemen’de, Suudi Arabistan destekli merkezi hükümetin Ensarullah Hareketi (Husi) ile savaşı dolayısıyla zayıflayan asayiş ve güvenlik, radikal örgütlerin ülkenin büyük çöllerinde ve kentlerinde tampon bölgeler oluşturmasına yol açtı. Taliban tarafından Afganistan ordusuna yönelik saldırıların bilançoları da buna örnek verilebilir.

Ancak bu denklemde IŞİD baskınları, saydığımız temel karakteristiklerden de fazlasını barındırıyor.

Humus’un güneyinde yer alan ve IŞİD mevzileri ile karasal olarak mesafeli olan Suriye Arap Ordusu kontrolündeki Karyatayn kasabası 30 Eylül itibariyle IŞİD’in eline geçti. Diğer yandan Rakka’nın güneyinde Suriye Arap Ordusu’nun kontrol alanlarından DSG askerî üniformasıyla, Suriyeli Kürtlerin asayişini sağladığı El Samra kasabasına sızan militanlar Halk Savunma Birlikleri (YPG) asayiş birimleri ile saatlerce çatıştı.

Suriye Arap Ordusu’nun 1 sene evvel temizlediği Karyatayn’a IŞİD militanlarının sızması, örgütün faal hücre faaliyetlerini tahkim ettiğini gösteriyor. Örgüt, Suriye Arap Ordusu Genel Komutanlığının af yasaları ile ordu saflarına katılan yeni savaşçılar arasına da sızıyor. Bu gelişme Karyatayn ve çevresinde Suriye askeri üniforması giyerek arama-kontrol noktaları kuran militanların yarattığı tehlikenin boyutunu açımlıyor.

Aynı vaziyet Suriyeli Kürtler ve DSG’nin IŞİD’den arındırdığı El Samra kasabası için de geçerlidir. Eğitim devreleri ile yüzlerce savaşçıyı DSG’ye katılmak suretiyle mezun eden Kürt güçlerin, savaşçıları Rakka operasyonuna sevk etmesi ilerleyen süreçte iç çatışmayı ve ani baskınları tetikleyebilir.

IŞİD askerî olarak erimeye devam ederken kaybettiği topraklarda mayınlar, tuzaklar ve mühimmatlar bıraktığı gibi hücreler de bırakıyor. Suriye Arap Ordusu’nun ülkenin dört bir yanında operasyon gerçekleştirmesi ve güvenliği temin ettikten sonra birliklerini başka cephelere kaydırması, IŞİD ve El Nusra tarafından bir zaaf olarak görülüyor.

Orduya bağlı Ulusal Savunma Kuvvetleri (NDF) polis gücü, radikal örgütlerden temizlenen bölgelerde asayişin sağlanması için görevlendiriliyor ancak kuvvetler kent ve kasaba merkezlerinde genel anlamda zayıf kalıyor.

Netice itibariyle IŞİD’in Suriye ve Irak’ta işgal ettiği tüm toprakları kaybetmesi dahi örgütün varlığını tam manasıyla sonlandırmayacak gibi görünüyor. Tasfiye sürecinde örgüt, militanlarını etkin yuvalanma ile hücreleştirerek süreklilik oluşturacağını ve IŞİD hayaletinin (zorbalığın, savaşın, şiddetin) devam edeceğini belirtiyor.

Bağdadi’nin ses kaydı

29 Eylül’de IŞİD militanlarınca Ebubekir el Bağdadi’nin sesinin olduğu öne sürülen bir ses kaydı yayınlandı. Bağdadi’nin hayatta olup olmadığı hala soru işaretiyken ses kaydı militanları konsolide etmek için paylaşılmış olabilir.

Nitekim ses kaydı ‘akan kanlar boşa değil’ nutukları ile dini referansları ve oradan da Libya, Hama ve Rakka’daki operasyonları konu alıyor. Kayıtta bahsi geçen operasyonların başlangıç tarihlerini inceleyerek sesin Bağdadi’ye ait olduğu varsayımı ile yaklaşırsak yakın bir zamanda hayatta olduğu ya da hiç ölmemiş olduğu dışındaki tüm ihtimaller elenmiş olur.

Bölgeye yayılan radikal illetin siyasal İslam’ın yükselişiyle vuku bulduğu aşikârdır. Bu sebeple radikalizmin yok edilmesi, emperyalist ve siyonist merkeze eklemli işbirlikçilerin tecridi ve bölge halklarının birliğinin sağlanması yönünde girişimler ziyadesiyle ehemmiyet oluşturuyor.

[email protected]

Mert Tokgöz
Mert Tokgöz[email protected]
Gazetecilik ve Psikoloji alanlarında çalışmalar yürütüyor. Doğu'ya özgü ve özgül olanın takipçisi.