SON DAKİKA

Eski Diyanet İşleri Başkanı: Zenginin yanında olan dini bir söylem gelişti

Eski Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, “İslam düşüncesi maalesef bu yüzyılda kapitalizmin ve serbest piyasa ekonomisinin payandası haline geldi.” diye konuştu.

Bu haber 29 Mayıs 2017 - 12:22 'de eklendi

Eski Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, “İslam düşüncesi maalesef bu yüzyılda kapitalizmin ve serbest piyasa ekonomisinin payandası haline geldi.” diye konuştu.

Eski Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, Kutlu Doğum Haftası’nın ‘FETÖ’ projesi olduğu iddiasıyla adının değişmesi ve Mehmet Emin Özafşar’ın Diyanet İşleri Başkan Yardımcılığı görevinden alınmasını eleştirdi.

Özafşar’la ilgili olarak “Kendisinin FETÖ’yle de modernistlikle de en küçük bir ilgisi yoktur. Bildiğim kadarıyla kendisi ilmi çalışmalara dönmek istiyordu. Onun için ayrılmış olmalıdır. onun bilgisi dışında bir görevden alma varsa bunu şık bulmam” diyen Bardakoğlu, Kutlu Doğum Haftası hakkında da “Diyanet’e karşı ‘Kutlu Doğum haftaları, bir FETÖ projesidir’ şeklinde bir iftirayı duyunca üzüldüm ve irkildim. Artık FETÖ’cülük bir maymuncuk gibi, herkesin kendi konumunu güçlendirmek için ötekine doğrulttuğu bir silah oldu” eleştirisinde bulundu.

Kuran’ı Kerim ile toplum arasındaki bağın koptuğunu savunan Bardakoğlu, “Serbest pazar mantığıyla fetva arayan, müşteri memnuniyetine göre fetva verenler kapladı ortalığı. İslam âlimlerinin içinde yaşadığı hayatla ve gerçekliklerle bağı koptu” görüşünü dile getirdi.

İslam düşüncesinin kapitalizmin ve serbest piyasa ekonomisinin “payandası” haline geldiğini öne süren Bardakoğlu, “İslam’ın ana kaynaklarının verdiği mesaj sosyal adalet ve hakkâniyet eksenindedir. Ama ne hikmetse İslami düşüncede bu sosyal adalet fikri, fakirin ve mağdurun yanında olma fikri zayıflayıp, giderek güçlünün, zenginin yanında olan bir dini söylem gelişti” diye konuştu.

Bardakoğlu şunları söyledi:

“Zenginin yanında olan bir söylem”

“İslam düşüncesi maalesef bu yüzyılda kapitalizmin ve serbest piyasa ekonomisinin payandası haline geldi. İslam’ın ana kaynaklarının verdiği mesaj sosyal adalet ve hakkâniyet eksenindedir. Ama ne hikmetse İslami düşüncede bu sosyal adalet fikri, fakirin ve mağdurun yanında olma fikri zayıflayıp, giderek güçlünün, zenginin yanında olan bir dini söylem gelişti. Olup bitene eleştirel baktığımızda bunu açıkça görüyoruz. İslam bilgininin siyasi-ekonomik gücün gözü kara yanında olmasının ciddi riskleri var. Sağlam duramayıp olanları onaylayıcı hale gelebilirsiniz. İslam âlimleri görevini kaybetmek pahasına karşılarındaki güce de doğruyu söylemek zorundadır. Sosyal adaletsizliğin ve gelir dağılımında uçurumların en yüksek olduğu ülkeler bizim ülkelerimiz. Halbuki gönlüm ne isterdi? Acıyı da nimeti de paylaşalım. Böyle yapamadı.”

“Sadaka kültürüyle olmaz”

“Burada birçok kesimin suçu var ama İslam âlimlerinin de var. Bizim çağdaş ulema, sermaye ve ekonomik ilişkiler konusunda çağın gerektirdiği bütün taleplere uygun fetvalar üretmeye başladı. İslam uleması tıkandığımız ekonomik alanlarda sorunları aşmada son derece mahirler. Ama insan hakları, kadın hakları, ötekinin hakkı ve özgürlüğü, cinsiyet ayırımcılığı, sosyal adalet gibi daha geniş tabanlı konuları gündeme taşımaya pek istekli değiller. Sadaka ve iane kültürüyle ya da retorikle bunları sağlayamayız.”

Hürriyet’te yayınlanan röportajın tamamını okumak için TIKLAYIN