SON DAKİKA

Cumartesi Anneleri: Cemil Kırbayır’ın kemiklerini verin

1980 yılında kaybedilen Cemil Kırbayır için buluşan Cumartesi Anneleri, ömrü oğlunun kemiklerine kavuşmaya yetmeyen Berfo Ana’nın bıraktığı yerden mücadeleye devam edeceklerini vurguladı.

Bu haber 16 Eylül 2017 - 16:58 'de eklendi

Cumartesi Anneleri bu hafta, “Berfo Ana öldü ama biz varız. Berfo Anne’nin Cemil’e ulaşma düşünün takipçisiyiz” diyerek buluştu.

Galatasaray Meydanı’nda “Failler belli kayıplar nerede?” şiarıyla biraraya gelen kayıp yakınları, gözaltında kaybedilenlerin fotoğraflarını ve karanfiller taşıdı. Cumartesi Anneleri 651 hafta oturumunda, bu kez pankartın üzerine 1980 yılında gözaltında kaybedilen Cemil Kırbayır ve ömrü oğlunun kemiklerine kavuşmaya yetmeyen Berfo Ana’nın fotoğrafı yer aldı. Anneler iki fotoğrafın yanına “barışı” temsil eden beyaz tülbent bıraktı.

‘TÜRKİYE’NİN BU VİCDAN MEYDANI SİZİ HER HAFTA MAHKUM EDECEK’

İlk olarak kayıpların avukatı olan insan hakları savunucusu ve CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu söz aldı. Hükümetin insan hakları mahkemesine yaptığı savunmaya ilişkin konuşan Tanrıkulu, “Cemil Kırbayır’ın kaybedilmesi bu toplumun hafızalarındaki en ağır travmadır. Erdoğan, yanı başınızdaki aşağıdaki Saray’da Berfo Anne’ye akıbetiyle ilgili araştırma yapılacağı konusunda söz vermişti. Berfo Ana, oğlunun akıbetini öğrenemeden, kemiklerine kavuşmadan maalesef aramızdan ayrıldı, Erdoğan da sözünü tutmadı. Onun bakanlığı şimdi usul kurallarına başvurarak, AİHM’deki başvuruyu düşürmek istiyorlar” diye konuştu. Tanrıkulu, hükümete seslenerek, “Belki oradan düşürürsünüz ama bu toplumun vicdanından, kalbinden Berfo Ana’yı Cemil Kırbayır’ı düşüremezsiniz. Türkiye’nin bu vicdan meydanı siz her hafta mahkum edecek” dedi.

EREN: BİZDEN ÇALDIKLARINIZIN MEZARINI ÖĞRENMEK İSTİYORUZ

Gözaltında kaybedilen Hayrettin Eren’in kardeşi İkbal Eren ise 22 yıldır süren adalet mücadelelerine dikkat çekti. “Bu ülkeyi kaosa sürükleyen devlet yöneticilerine sesleniyorum” diyen Eren, yaşanan acılara daha fazla kaldıramayacaklarını ifade etti. Eren, hükümete şöyle seslendi: “22 yıldır buradan sesleniyoruz, sevdiklerimizi, kaybettiklerimizi bizden çaldıklarınızın akıbetini öğrenmek istiyoruz. Faillerin yargılanmasını istiyoruz. Berfo anneye, Elmas anneye, Hanife anneye verdiğiniz sözü tutun. Sevdiklerimizin yerlerini bize gösterin faillerini yargılayın.”

KIRBAYIR: AĞABEYİMİN KEMİKERİNİ VERİN

“Ogün ağabeyimle birlikteydik. O günü hiç unutmadım, unutmayacağım” diyerek söze başlayan Cemil Kırbayır’ın kardeşi Fatma Kırbayır, 12 Eylül’ün her yıldönümünde dünyanın kendisine zindan olduğunu söyledi. Kırbayır, “12 Eylül’de neler çektik. Cemil Kırbayır kayboldu, ağabeyim sürgüne gitti, anam babam acılar yaşadı” dedi.

Konuşmakta güçlük çeken Kırbayır, Cemil’in gözaltına alınmasının ardından “acaba çıkaracaklar mı” diye beklediğini söyledi. Bir askere ağabeyini sorduğunu ifade eden Kırbayır, askerin cevabını şöyle aktardı: “Buradaki gençleri götürdüler mi, bu gençlerden hepsini öldürüyorlar. Uzaklaşın benden. Cemil Kırbayır diye sarışın bir çocuğa işkence yapıyorlar.”

Kırbayır’ın Kars’ta katledildiğini kaydeden Fatma Kırbayır, Cemil Kırbayır’ın kendisine “iyi bir devrimci olduğumu bilesin. Ben ve arkadaşlarım, yoldaşlarım, halk için millet için ve bu devlet için savaştı” dediğini söyledi. Gözyaşlarına hakim olamayan Fatma Kırbayır’ın dudakarında ancak şu sözler döküldü: “O’nu öldürenler, biraz vicdanınız varsa Cemil Kırbayır’ın bir mezar taşı olsun. O kadar özlüyorum ki, mezarını elimle…Onu bir kez daha göreyim. Cumhurbaşkanına sesleniyorum, katilleri geziyor bu bana yara veriyor. Cemil Kırbayır aranmaz mı? Ölürsem bu devlete hakkımı helal etmeyeceğim, ölene kadar savaşacağımı. Ağabeyimin kemiklerini verin bütün anaların gözyaşlarına şahit oldum. Anam görmedi bari diğer analar görsün.”

‘ADALETSİZ DEVLET DEVLETSİZ ADALET OLMAZ’

Cemil Kırbayır’ın 37 yıl önce bugün hayatta olduğunu dile getiren kardeşi Mikail Kirbayır ise “22 yıldır bu meydan şahittir ki adalet istiyoruz. Kimden, devletten. Neden devletten? Çünkü inancımız ve şiarımız şudur ki adaletsiz devlet devletsiz adalet olmaz” dedi.

HDP Eş Genel Başkanı Aysel Tuğluk’un annesi Hatun Tuğluk’un cenazesine yönelik ırkçı-faşist saldırıya tepki gösteren Kırbayır, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tepkini şöyle dile getirdi: “Bu nasıl müslümanlık, biz kardeştik ya. Nasıl birbirimizin yüzüne bakacağız? Bakamayız! Çünkü sen kardeş karında taş oldun taş!” Kırbayır, hukukun üstünlüğünün tartışmasız olduğu günlere olan inancıyla mücadele edeceklerini kaydetti.

‘BERFO ANANIN BIRAKTIĞI YERDEN CEMİL İÇİN HESAP SORMAYA DEVAM EDECEĞİZ’

Cumartesi Anneleri 651 hafta eyleminin basın açıklamasını sanatçı Nur Sürer okudu. Geçmişinde ağır insan hakları ihlalleri olan Türkiye’nin geçmişiyle yüzleşmesi ve hesaplaşması gerçekleşmediği için demokratik bir toplum ve demokratik bir devlet olmayı da gerçekleştiremediğini vurgulayan Sürer, “12 Eylül ile yüzleşme ve hesaplaşma; Türkiye’nin genel yüzleşme sorununun önemli bir parçasıdır. Türkiye’nin darbelerden ve darbeci zihniyetten kurtulabilmesi için 12 Eylül ile hesaplaması gerekir” dedi.

“Bugün 12 Eylül işkencehanelerinde sistematik olarak işlenen insanlığa karşı suçlardan birini hatırlatmak için buluştuk” diyen Sürer, “105 yıllık ömrü oğlunu bulmaya yetmeyen Berfo Kırbayır’ın, Cemil’e ulaşma mücadelesi şüphe yok ki çocukları, torunları ile sürecek. Ayrıca Cemil Kırbayır’ın akıbetini öğrenmek toplumsal bir haktır ve biz de bu hakkımızın takipçisi olacağız. Berfo annenin bıraktığı yerden Cemil Kırbayır’ı aramaya faillerinden yargı yoluyla hesap sormaya devam edeceğiz” diye konuştu.

NE OLMUŞTU?

Kırbayır ailesi Ardahan’ın Göle ilçesindeki Okçu köyünde yaşıyordu.12 Eylül askeri darbesinin ertesi günü 13 Eylül 1980 tarihinde askerler, Kırbayır Ailesinin evine baskın düzenledi. Kars Eğitim Enstitüsü’nde öğrenci olan oğulları Cemil Kırbayır’ı gözaltına aldı. Cemil, önce Göle’ye, oradan da Kars Askeri Gözetimevi’ne getirildi.

İşkencehaneye dönüştürülen Eğitim Enstitüsü’nde sorgulandı. Onu işkencede koma halinde gören çok sayıda tanık vardı ama ailesine “Firar etti, bir daha bize sormayın” denildi ve Cemil’den bir daha haber alınamadı. Ailenin ve İnsan Hakları Derneği’nin ısrarlı takibi ile 2011 yılında hazırlanan TBMM İnsan Hakları Komisyonu raporunda; Cemil Kırbayır’ın gözaltında öldürüldüğü ve bedenin bilinmeyen bir şekilde yok edildiği kararına varıldı. Raporda kaybetme suçuna karışan asker, polis ve Mit mensuplarının açık kimlikleri yer aldı. Komisyon tüm belge, bilgi ve beyanları göndererek Kars Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulundu.

Kars Cumhuriyet Başsavcılığı 6 yıldır sorumlular hakkında dava açmadı. İç hukuktan sonuç alamayan İHD avukatı Eren Keskin davayı AİHM’e taşıdı. Hükümet bu yıl AİHM’e gönderdiği savunmada, Anne Berfo Kırbayır’ın 26 Ekim 2011 tarihli başvuruyu yaptıktan sonra öldüğünü, varislerinin de davayı onun ölümünden sonra sürdürme niyeti olduğunu gösteren bir bilgi ya da belge yoktur diyerek, AİHM’in yargılamayı dava listesinden çıkarmasını istedi. Ayrıca savunmada Cemil Kırbayır’ın gözaltında kaybedilmesiyle ilgili; “Bu tekil olayın darbe rejiminin toplumun bir kesimine karşı devlet politikası çerçevesinde olduğuna dair bir bulgu yoktur” denilerek 12 Eylül savunuldu.

Hükümetin bu hukuk dışı savunması evrensel hukukla arasına koyduğu mesafenin ifadesidir. Devletin öldürmeme ve işkence yapmama yükümlülüğünün inkarıdır. İnsanlığa karşı işlenen suçlardaki cezasızlık geleneğini sürdürmedeki kararlılığın ifadesidir.

KAYNAK: ETHA

Evden eve nakliyat sitemiz istanbul ilçelerindeki. Firmalarin listesi icin lutfen ziyaret ediniz.gaziosmanpaşa evden eve nakliyatbahçelievler evden eve nakliyatkağıthane evden eve nakliyatuluslararası evden eve nakliyattuzla evden eve nakliyathalkalı evden eve nakliyat
Kurtköy Escortümraniye Escortescort bayanAtaşehir Escortümraniye escort