SON DAKİKA

‘Bir Yaratıcılık Krizi’ Fellini’den 8½

Bu haber 22 Mart 2017 - 19:13 'de eklendi

Federico Fellini’nin 1963 yılında çektiği filmi “Sekiz Buçuk” geleneksel anlatı yöntemlerinden çok keskin bir biçimde ayrılmaktadır. Büyük ses getiren “Dolce Vita”dan hemen sonra çektiği bu filmi, sinemada yeni bir üslup talep eden ağırlıktadır ve sinemanın klasikleri arasına girmeyi başarmıştır. Yönetmenin tabiatından gelen bir kişisellikle sunduğu üslup, bakış açısı ve yaratıcı aklıyla birleşerek, sinemada yeni bir dil yaratmıştır.

Fellini, Sekiz Buçuk’ta; İtalyan Neo-realizminin çığır açan jenerasyonunun yönetmenlerine oranla daha sanatsal bir çizgi sunar. Sosyal bilince dair, analiz, açıklama ve geleneksel sınırlamadan ziyade, çağrışımsal tezahürler kullanır, seyirciyi derinlemesine metaforların ve kişisel gizeminin içine girmeye zorlar. Bir tür bilinç ya da yöntem kullanmamış, ancak konuya dair cevaplarını organize etmek için seçtiği yol kökünden değiştirilmiştir. Filmdeki ironi, öğrencilere, reklam filmi yapımcılarına ve diğer sanatçılara olanak tanıyarak, Fellini’nin kişisel hevesleri ile kurulmuştur.

Marcello Mastroianni’nin canlandırdığı ünlü film yönetmeni Guido Anselmi, yaşadığı sinir bozukluğundan kurtulmak için bir otele gider. Sanatsal ve manevi bakımdan eylemsizlik durumundadır. Etrafındaki herkes çıldırmış bir halde ondan beklentilerini dile getirmektedirler. Acımasızca eleştirel ve kendini beğenmiş entellektüel yapımcı Carini’ye bir senaryo taslağı verir. Yani elinden gelenin en iyisini yapmak durumundadır. Senaryo için set inşa edilmiş, oyuncu kadrosu toparlanmış, kilisede yapılacak çekimler için diplomatik yollar aşılmıştır. Ancak Guido senaryosunun asıl halini kimseye göstermemiştir. Gerçek şudur ki, o projeyi ortaya çıkaramamaktadır. Fakat bunu kimseye söylememiştir.

Film boyunca Guido, sık sık hayallere dalmaktadır. Daldığı bu hayaller onun içinde bulunduğu durumu yansıtır ve endişelerinin kökünde, etrafında yaltakçıların olması yatar.Filmin başındaki rüya sekansında Rüya sekansında, Guido’nun yanan arabasının camından çıkıp tünelin sonundaki parlak ışığa doğru süzülüşü, onun doğasına ve sadeliğe dönüşünü sembolize eder. Bununla birlikte, Fellini bu sahneyi, Guido’nun modern toplumun kendisine dayattığı karmaşa ve taleplerden kurtularak, yeniden doğmayı arzu ettiğini göstermek için kullanır. Bu mevzu filmin ilerleyen sahnelerinde, Guido çocukluğuna ve anılarına daldığında tekrar ortaya çıkacaktır. Guido tünelden çıkarken, sıralanmış arabalarından yanında uçarak geçer. Guido’nun uçarak oradan çıkıp, içinde bulunduğu karmaşık ruh halinden kurtularak doğanın saflığına dönmesi arasındaki son engel, üzeride duran üst geçittir. Guido bulutların yanından uçarken filminin en önemli görüntüsü gözünün önüne gelir. İnsanları nükleer bir savaş yüzünden yok olacak dünyadan taşıyabilecek olan bir roket için devasa fırlatma rampası.

İşin aslı Guido, üçüncü dünya savaşından kurtulanların başka bir gezegene kaçışını anlatan bir senaryo ile boğuşmaktadır. Fakat bir taraftan hem projeye hem de kendisine olan inancını kaybederken diğer taraftan talepkar oyuncular, yazarlar ve yapımcılar tarafından kuşatılmıştır. Guido, ekibinin ve etrafındakilerin yeni bir başyapıt yaratmasını beklemelerinin baskısı altındadır. Ancak gerçeklik fikri yüzünden sıkışıp kalır. Onun ihtiyacı olan şey Beyaz Perde’de yalan söylememektir. Yaratıcılığını ortaya çıkarmak için ihtiyacı şey manevi bir rahatlamadır. Bunu, hedonistik bir dürtü ile kendisine sağlayabilecek olan ‘hayatının kadınını’ aramaktadır.

Sekiz Buçuk’ta şehvetli Saraghina (Eddra Gale canlandırmaktadır) karakteri, kadın arketipinin vücut bulmuş halidir. Saraghina, Guido’nun çocukluk anılarında yer etmiş, deniz kenarındaki mağarada yaşayan bir fahişedir. Guido ile arkadaşları onunla dans edebilmek için Saraghina’ya para ödemektedir. Bu masumiyet hali ile Guido, Katolik suçluluk duygusu ile bastırdığı, bilinçaltına sinmiş olan arzu ve ihtiyaçlarını keşfetmektedir. Guido, geçmişi ve bugünü, tüm sevgili ve anne figürlerinin içinde bulunduğu ve bir haremde son bulan, hayali kadınların olduğu bir hayal dünyasına yolculuk eder. Bu kadınlardan hangisinin gerçek dünyaya ya da bilinçaltına ait olduğunu kesin olarak söylemek mümkün değildir. Guido, asıl ihtiyacı olanın apokaliptik bir destan değil de, kesin bir kişisel beyanat bir itiraf olduğunu anladığında engelin üstesinden gelir.

Sekiz Buçuk, Guido’nun gerçekten yapmak istediği filmi keşfetme hikayesidir. Sekiz Buçuk yalnızca bir yönetmen hakkında bir film değil, filminde kendisini yansıtan bir yönetmen hakkında bir filmdir. Filme yansıtılan karakterin, filmi yapan kişinin kendisi olması Guido’nun yaratıcısına iki kat daha yakın olmasını sağlar.

Emre Tanç
Evden eve nakliyat sitemiz istanbul ilçelerindeki. Firmalarin listesi icin lutfen ziyaret ediniz.gaziosmanpaşa evden eve nakliyatbahçelievler evden eve nakliyatkağıthane evden eve nakliyatuluslararası evden eve nakliyattuzla evden eve nakliyathalkalı evden eve nakliyat
Kurtköy Escortümraniye Escortescort bayanAtaşehir Escortümraniye escort