SON DAKİKA

BERLİN, ANKARA’YA ÇEKİ DÜZEN VERDİ

Bu haber 27 Temmuz 2017 - 20:11 'de eklendi

Dr. Mustafa PEKÖZ

Bu hafta darbeci Gülen cemaatinin uluslararası alanda artan gücünü yazmayı düşünüyordum. Ancak Almanya’nın Ankara’daki iktidara ilk kez bu düzeyde çok net bir çıkış ortaya koyması, Almanya merkezli AB ilişkilerinin geleceği hakkında çok somut veriler ortaya çıkarmaya başladı.

Türkiye, Almanya için önemlidir:

Almanya vatandaşlığına geçmiş olanlar dâhil olmak üzere bu ülkede yaşayan Türk ve Kürt olmak üzere  Türkiye kökenli nüfus 4,5 milyon civarındadır. Bunların yaklaşık olarak yarısı Almanya vatandaşıdır. Almanya’daki üniversitelerde okuyan Türkiye kökenli öğrenci sayısı 60 binin üzerindedir. Almanya’da eğitimini tamamlamış ve Alman vatandaşı olup polis, avukat, hâkim, savcı ve hatta Almanya istihbaratında görevli Türkiye kökenli olan memur ve bürokrat sayısı binlerle ifade ediliyor.

30 milyar Euro ciroya sahip Türkiye kökenlilerin kurduğu şirketlerde çalışan Almanların sayısı yaklaşık 120 bindir. Almanya ekonomisinde aktif halde olan ve borsada işlem gören Türkiye kökenlilerin elinde bulunan şirket sayısı 10 civarındadır. Türkiye-Almanya arasındaki ihracat ve ithalat yıllık 35-40 milyar Euro civarındadır.

Almanya ile Türkiye arasındaki ilişkiler, ne ABD ne Rusya ilişiklerine benzer. İki devlet, aralarındaki stratejik ilişkiler nedeniyle ortaya çıkan ciddi sorunları, kamuoyu önünde konuşmayı tercih etmeden daha çok politik-diplomatik ilişkiler içerisinde çözmeyi esas aldılar. İki devlet, aralarında yaşanan bütün politik krizlerde bu yöntemi kullandı.

Son bir yıl içerisinde Ankara ile Berlin arasındaki ilişkilerin gelişme seyrini etkileyen temel faktörleri özetlersek; Gülen cemaati merkezli darbe girişiminde yer aldığı iddia edilen generaller dahil olmak üzere büyükelçi, bürokrat, savcı, hakim gibi 400’e yakın kişi, Brüksel merkezli NATO ve AB kararıyla Almanya’ya iltica ettirildi ve korunmaya alındı. AKP iktidarı, AB’nin darbeci Gülen cemaatini korumaya aldığını ve Erdoğan için tehlike oluşturan bu kişilerin iade edilmesi gerektiğinde ısrar ediyor. Merkel hükümeti, Temmuz 1951 Birleşmiş Milletler Cenevre sözleşmesini gerekçe göstererek, bu kişilerin iade edilmeyeceğini ve hukuki bir süreç olduğunu belirterek talebi kesin bir dille reddetti.

Ankara hükümeti ise Almanya’nın burnunu sürtmek için Alman politikacılarının İncirlik’teki Alman askerlerinin ziyaretine izin vermedi. Almanya ise bu hamleye İncirlik üssündeki askeri gücünü Ürdün’e taşıyarak yanıt verdi. Bir bakıma şantaja boyun eğmeyeceğini ortaya koymuş oldu. Ayrıca G-20’ler zirvesinde Erdoğan’a fiilen bir ambargo uyguladı ve Hamburg’daki konsolosluğa girişine dahi izin vermedi.

Alman vatandaşı Deniz Yücel, Meşale Tolu, Ada’daki toplantıya katılan insan hakları aktivisti Peter Steudtner’in tutuklanması, Türkiye’de faaliyet yürüten bazı Alman şirketlerinin Gülen cemaatiyle ilişkileri olduğu iddiasıyla soruşturma sürecine dâhil edilmesiyle iznini yarıda kesip Berlin’e dönen Almanya Dışişleri Gabriel’in Bild gazetesinde Türkçe ve Almanca yayınlanan  “Sevgili Türk hemşerilerim” olarak başlayan mektubuyla Berlin-Ankara ilişkilerinin geldiği durumu özetlemiş oldu: “Federal Hükümetin tümü adına da size bu şekilde hitap etmek istiyorum. Türkiye ile olan ilişkilerimizde şu anda yaşanan büyük zorlukları özellikle siz de hissetmektesiniz. Sizin vatanınız Almanya’dır, fakat birçoğunuz için aynı zamanda da Türkiye’dir.

Bu nedenle size şunu söylemek istiyorum: Almanlarla Türkler arasındaki dostluk büyük bir hazinedir. Biz Türkiye ile iyi ilişkilerimizin olması için her zaman çaba sarf ettik, çünkü Almanya ile Türkiye arasında iyi ilişkilerin sizin açınızdan da önemli olduğunu biliyoruz.

Fakat şu anda Türkiye’de suçsuz Alman vatandaşları tutuklanmaktadır. Alman Hükümeti olarak tepki vermeden seyirci kalmamız mümkün değildir. Vatandaşlarımızı korumak zorundayız. Bu nedenle Alman Hükümetinin Türk siyaseti karşısındaki politikaları değişecektir. İşbirliğimizi ve özellikle Türkiye’ye yapılan ekonomik yardımları yeniden gözden geçireceğiz ve Avrupa’da da net bir tutum için girişimlerde bulunacağız.

Şunu bilmenizi istiyoruz ki, bunların hiç biri Türkiye’deki in­sanlara ve Almanya’da yaşayan Türkiye kökenli insanlara karşı alınan önlemler değildir. ”

Bu açıklamayı nasıl okumak gerek:

Birincisi, Türkiye kökenli olup Almanya’da yaşayanlarla hiçbir sorunumuz yok. İkincisi, Türkiye kökenli Alman vatandaşlarına dolaylı bir çağrı yapıyor. Tercihinizi yapın, Sizin vatanınız Almanya’dır. Bundan sonra Türkiye ile olan ilişkilere farklı bakılacaktır. Kendi konumunuzu belirleyin. Üçüncüsü, Almanlarla Türkler arasındaki ilişki köklü bir geçmişe dayanıyor. Ama AKP iktidarı bu sağlam ilişkiyi bozdu. Dördüncüsü, Türk devletine gereğinden çok fazla sabır gösterdik. Bu iyi niyetimiz kötüye kullanıldı. Bundan sonra süreç farklı işleyecektir. Beşincisi, Alman hükümeti Erdoğan iktidarı tarafından dikte ettirilmeye çalışılan hiçbir şantaja boyun eğmeyecektir ve gerekli yanıt verilecektir. Altıncısı, Alman Dışişleri Bakanı Gabriel’in mektubunun en can alıcı bölümü ise: “Alman Hükümetinin Türk siyaseti karşısındaki politikaları değişecektir. İşbirliğimizi ve özellikle Türkiye’ye yapılan ekonomik yardımları yeniden gözden geçireceğiz ve Avrupa’da da net bir tutum için girişimlerde bulunacağız.”

Berlin hükümeti, ilk kez Ankara’ya yönelik politikalarını ve özellikle ekonomik ilişkilerini gözden geçireceklerini ve buna paralel olarak ‘AB ile olan bağların çok net olarak değişeceğini kamuoyuna deklare etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ikide bir ‘Almanya kendisine çeki düzen versin’ ya da Dışişleri bakanı Çavuşoğlu’nun ‘Berlin bizim tutumumuzu en iyi bilendir’  gibi üst perdeden konuşmalarının artık bir öneminin olmayacağını ve sürecin tersten işleyeceğini gösteriyor.

Merkel hükümetinin kamuoyuna yayınlamış olduğu deklarasyon, AB’nin Türkiye’ye yönelik politikalarındaki değişikliği çok daha derinden hissettirecektir. AB liderler zirvesinde müzakerelerin bütünüyle durdurulması kararının çıkması sürpriz olmaz. 2015-2020 yılları arasında, AB tarafından ciddi ekonomik bir krizle karşı karşıya olan Türkiye’ye verilecek karşılıksız yardım 4,5 milyar Euro’dur. Bu yardımın tamamen bloke edilmesi gündeme alınacak gibi görünüyor. Türkiye’yi özellikle etkileyecek olan Gümrük Birliği yasalarında belirli değişikliklerin yapılması ve AB ülkeleri patentli şirketlerin yatırımlarını sınırlandırması, hareket halindeki sermayelerini çekmeleri fiilen uygulanmaya konulabilir. Referandum ile yasallaştırılan anayasa değişikliğinin uygulanması, AB ile politik ilişkilerin bütünüyle sıfırlanmasına yol açacaktır. Bütün bunların AB içerisinde yaşam bulmasında özellikle Almanya’nın politik tercihi belirleyicidir.

Almanya basınına göre Erdoğan’ın tutuklu gazeteci Deniz Yücel’in serbest bırakılmasına karşılık, Almanya’da iltica talebinde bulunan iki generalin iadesini istemesi tam bir skandaldır. Dünya’nın hiçbir devletinde devlet ve hükümet başkanları bu tarz bir iletişim kurmazlar, talepte bulunmazlar. Erdoğan’ın bu söyleminin bir başka ifadesi Deniz Yücel’in suçlu olmadığı, değiş-tokuş için rehin alındığını gösteriyor. Tuhaf olan diplomatik teamülleri alt-üst eden böyle bir talebin Almanya tarafından kabul edilmeyeceğinin bilinmemesidir.

Ankara’ya gerekli politik dersi veren Berlin hükümetinin ortaya koyduğu tutum,  AKP iktidarının kendisine çeki düzen vermesini sağladı denebilir. Almanya Dışişleri Bakanının açıklamalarının üzerinden 24 saat geçmeden, hükümetin Almanya kökenli şirketlerin darbeci Gülen cemaatiyle ilişkili sorgulanmasının bir ‘iletişim hatası’  olduğunun açıklaması, yelkenleri indirmenin ilk adımıdır.

Yüksek perdeden konuşan Ankara yöneticileri, Almanya’nın ekonomik ambargosu tehdidi karşısında çok ciddi olarak telaşlandıkları, özellikle iş dünyasında da ciddi bir tepkinin oluştuğu görüldü. Almanya’ya karşı ileri sürebilecek ciddi bir ekonomik argümanı bulunmayan Ankara’daki iktidar gücü, çok daha ciddi bir krizle karşı karşıya kalacaktır.

İncirlik ve Konya askeri üsleri, hem Almanya’nın hem de NATO’nun stratejik merkezi olmaktan çıkmaya başladı. Ayrıca Almanya’nın talebi üzerine, NATO’nun Türkiye’ye karşı bir kısım kararlar alabileceği unutulmamalıdır.

Erdoğan’ın diğer önemli bir şantaj aracı da Suriyeli göçmenlerin AB ülkelerine gönderilmesiydi. Erdoğan’ın ‘kapıları açarsak hepsi gelir’ biçiminde yapmış olduğu tehdit artık işe yaramayacaktır. AB, Romanya, Bulgaristan ve Yunanistan sınırlarında ve Ege denizinde çok ciddi önlemler alan AB, Türkiye’nin göç şantajına boyun eğemeyeceklerini açıklaması da bir tesadüf değil.

Almanya vatandaşı gazetecilerin tutuklu kalmasını bir şantaj unsuru olarak kullanmasının bütün olanakları ortadan kalkmış bulunuyor.  Gazetecilerin ve insan hakları savunucularının bırakılması kaçınılmaz ve hatta zorunlu hale geldi.  Aynı şekilde Cumhuriyet gazetesi ağırlıklı tutuklu gazetecilerin ve HDP milletvekillerinin serbest bırakılması için çok daha fazla baskı yapılacaktır. Bir AB diplomatının, “Türkiye açıkça AB standartlarından uzaklaşıyor. İnsan hakları ve hukukun üstünlüğünü yıkma çalışması devam ediyor” açıklaması bize bir fikir veriyor.

AKP iktidarı izlediği yanlış dış politika nedeniyle, hem Almanya’da hem de AB ülkelerinde Gülen cemaatiyle olan mücadelesini çok ciddi oranda kaybetmiştir denebilir. Almanya’ya iltica eden Gülencilerin hiç biri, AB politikaları nedeniyle Türkiye’ye iade edilmeyeceği de bilinmelidir.

Diplomatik ilişkileri esas alan Almanya’nın çıkışı, AKP iktidarıyla ilişkilerin krize doğru evirileceğini, mevcut iktidar değişmeden Almanya ile ekonomi, politik ve diplomatik ilişkilerin düzelmeyeceğini gösteriyor.

Almanya karşısında kendisine çeki düzen vermeye çalışan AKP, bütünüyle başarısız kalmış mevcut politikaları terk etmediği sürece, AB merkezli uluslararası ilişkilerde kazanma şansı bulunmuyor.  Politikalarda stratejik bir değişim yaşanmadığı sürece kaybeden AKP, kaybeden Türkiye’ye dönüşecektir.

[email protected]

Mustafa Peköz
Mustafa Peköz[email protected]
Gazeteci ve yazar. Sosyal bilimler alanında doktora yaptı. Türkiye'de yayınlanmış 10 kitabı var. Ayrıca Fransızca yayınlanan bir kitabı bulunuyor.
mp3 indir

ataşehir escort ümraniye escortkadıköy escortantalya escort

porno izle porno indir türk porno yerli porno türbanlı porno

Evden eve nakliyat sitemiz istanbul ilçelerindeki. Firmalarin listesi icin lutfen ziyaret ediniz.gaziosmanpaşa evden eve nakliyatbahçelievler evden eve nakliyatkağıthane evden eve nakliyatuluslararası evden eve nakliyattuzla evden eve nakliyathalkalı evden eve nakliyat

türk porno mobil porno