SON DAKİKA

Barış akademisyenlerinin duruşması 12 Nisan’a ertelendi

150’yi aşkın akademisyenin yargılama takvimi başladı. Dava kapsamında yargılanan 10 akademisyen hakim karşısına çıktı.

Bu haber 05 Aralık 2017 - 13:06 'de eklendi

“Bu suça ortak olmayacağız” başlıklı Barış Bildirisini imzaladıkları için “Terör örgütü propagandası” iddiasıyla haklarında dava açılan ve 7 buçuk yıl hapis cezası ile cezalandırılmaları istenen 150’yi aşkın akademisyenin yargılama takvimi başladı. Dava kapsamında yargılanan 10 akademisyen hakim karşısına çıktı. Akademisyenlerin derhal beraat ve birleştirme taleplerini reddeden mahkeme, avukatların süre talebini kabul ederek duruşmaları 12 Nisan’a erteledi.

‘BARIŞ TALEBİ YARGILANAMAZ’

Dava öncesi Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi önünde kitle örgütleri, sendikalar ve siyasi partiler bir açıklama yaparak “Barış talebi yargılanamaz” dedi.

Barış Akademisyenlerine destek için adliye önüne CHP Milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu ve Barış Yarkadaş,  HDP Milletvekili Garo Paylan, EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi Alper Taş, Halkevleri Genel Başkanı Oya Ersoy’un da aralarında olduğu siyasilerin yanı sıra Avrupalı vekiller, Eğitim Enternasyonali temsilcileri de dahil çok sayıda yurttaş geldi.

‘BARIŞ VE HAKİKAT SÖZÜMÜZDE ISRARCI OLDUK’

Evrensel‘in haberine göre, basın açıklamasını hocalar sırayla okudu.

Barış Akademisyenleri adına okunan ortak açıklama şöyle:


“11 Ocak 2016’da barış talebimizi dillendirdiğimiz ve hak ihlallerine karşı çıktığımız “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlıklı bildirinin yayınlanmasından bu yana birçok hukuk dışı uygulamaya maruz bırakıldık. Baskılar, linçler, gözaltılar ve tutuklamaların yaşandığı bu iki yıllık süreçte 500’e yakın imzacı arkadaşımız işlerinden edildi.

Bu baskıya, zulme ve adaletsizliğe karşı barış sözüzümüzde ısrarcı olduk. Öğrencilerimiz, demokratik kitle örgütleri, feministler, LGBTİ örgütleri, ekoloji aktivistleri, Türkiye ve dünyadan sayısız insan hakları ve barış örgütleri ile akademisyenlerin yanı sıra sinemacılar, edebiyatçılar, sağlıkçılar, hukukçular gibi meslek gruplarıyla dayanışmayı ve umudu çoğalttık.

Arkadaşlarımız Esra Mungan, Kıvanç Ersoy, Meral Camcı ve Muzaffer Kaya’nın tutuklu kaldıkları süre içinde “adalet nöbetlerinde” ve 22 Nisan 2016’daki “adalet şöleni”nde yine burada Çağlayan’da hep birlikteydik. Hem idari soruşturmalarla gelen yıldırmalara, disiplin cezalarına, işten çıkarmalara, hem de OHAL dönemiyle hayatımıza bir hukuk garabeti olarak  giren KHK’lere karşı omuz omuza direnişi büyüttük. Dayanışma akademileriyle “akademi susmayacak” dedik. Barış ve hakikat sözümüzde ısrarcı olduk.

Bugün barış talebimizden dolayı “terör propagandası yapmak” suçundan yargılandığımız davaların ilk gününde, aynı iddianame ile hepimize ayrı ayrı davalar açarak bizi yalnızlaştırma çabalarına inat, hep birlikte barış ve adalet sözümüzde ısrar ettiğimizi bir kez daha dillendirmek için buradayız. 7 Aralık’ta ve takip eden tüm dava günlerinde de burada olmaya devam edeceğiz. Aynı şekilde, hakikati dile getirmekte ısrar ettikleri için tutuklanan, baskı ve şiddete uğrayan, gazeteci, avukat ve hak savunucusu arkadaşlarımızın, haksız yere soruşturmalara uğrayan, tutuklanan öğrencilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz.

Bugün burada, bir kez daha bilim insanlarının hakikati dile getirmelerinin önüne geçemezsiniz diyoruz. Barış istemek suç değildir. “barış talebi yargılanamaz” diyoruz. Bugün ve her gün “söz barışın” diyoruz.”