SON DAKİKA
Maltepe Escortpendik escortalanya escortkartal escortalanya escort

Afrin denkleminde Rusya ve Kürtler

Bu haber 20 Şubat 2018 - 19:49 'de eklendi
  • Mücahit AVRAS

AKP lideri Erdoğan’ın uzun süredir dillendirdiği ve önümüzdeki seçimler için ‘gelecek’ umudunu bağladığı ‘Afrin Harekatı’ 20 Ocak günü itibariyle başladı. TSK ile cihadist örgütlerden devşirilen Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) adındaki yapıyla sürdürülen harekat, bugün (20 Şubat) itibariyle 32. gününde devam ediyor.

Türkiye’nin, kendisine yönelik herhangi bir tehdit ve saldırı yokken, BM sözleşmesinin 51. maddesine yani ‘meşru müdafaa hakkı’na dayandırarak başladığı harekatla öncelediği amaç, Kürtlerin olası statü kazanımına neşter vurmaktır. Daha önce güdümünde olan cihadist/selefi güçleri Rusya ile anlaşarak Halep’ten İdlib’e çeken Türkiye hükümeti, yine benzer bir manevra ile Afrin harekatı karşılığında İdlib’i güdümündeki cihadist güçlerden arındırdı.

Önceliğinin Kürtlerin kuracağı muhtemel olan koridor olduğunu alenen ilan etmiş oldu. Kuşkusuz Türkiye, ne bu harekatı kendi başına yapacak kadar bir etki alanına sahip, ne de küresel güçlerin izni olmadan böyle bir harekata girişmesi olasılık dahilinde.

Afrin harekatında küresel ve bölgesel birçok gücün çıkarı aynı anda paralellik arz ettiğinden, uluslararası birçok anlaşmaya aykırı şekilde sürdürülen harekata yüksek sesle karşı çıkan hiçbir güç bulunmamaktadır.

Türkiye hükümeti uzun süredir Suriye’den gelip ülkesine sığınan (sayısı tam olarak bilinmemekle birlikte) birkaç milyon mülteci ile Avrupa ülkelerinin politikalarını kendine mahkum bırakmış durumda. Suriye’de kendisinin dahli olmadan gündeme gelecek bir çözüm sürecinde bu kozu kaybetmek istemeyen Türkiye, ülkedeki karışıklığı uzatmak ve çözümü ötelemek için gerginlik üzerine politikalar üretmektedir.

Esad’la olan husumetini, Rusya’nın araya girmesiyle sineye çeken AKP iktidarı, hem yukarıda ifade ettiğimiz emelini gerçekleştirmek hem de önümüzdeki seçimleri garantiye (!) almanın anahtarı olarak da varoluşsal bir tehdit olarak Kürt güçlerine karşı mücadeleyi görmektedirler. Bunun da anahtarı Rusya’nın hava sahasını Türk savaş uçaklarına açmasıydı.

Rusya, 15 Temmuz darbe girişiminin hemen ardından ABD ve NATO’yu suçlayıcı açıklamalarda bulunan AKP hükümetinin, kendisine yakın askeri/siyasi politikalar üretmesini büyük bir fırsata dönüştürmek istiyor. Batı ülkeleri ve ABD ile arası bozulmuş bir Türkiye’nin etki alanında kalacağını hesaplayan Kremlin yönetimi, önümüzdeki dönemde de Erdoğan liderliğinde bir Türkiye görmek istediğini de bu sayede açığa vurmuş oldu. Kürtlere yönelen her harekatın mevcut iktidara artı puan kazandıracağını bilen Rusya, Afrin harekatına onay vererek bir anlamda bu politikasına da işlerlik kazandırdı. Bu sayede kendisinden başka müttefiği kalmamış Türkiye’yi dilediği gibi yönlendireceğini de hesaplamaktadır.

Rojava’da ABD’nin YPG’ye verdiği desteği her açıklamasında ‘sahayı zehirliyeci adım’ olarak niteleyen Rusya, Türkiye’nin YPG/Kürt alerjisini bir sinerjiye dönüştürmeyi hayal ediyor. Fırat’ın batısına Türk ordusunu yerleştirerek, Fırat’n doğusundaki Kürtlerin de dikkatini bu alana vermesini ve kazanım alanlarını genişletmesini engellemek istemektedir.

ABD ve koalisyon ile yılları bulan bir müttefiklik ilişkisi geliştiren ve onların sahadaki güvenilir partneri olmayı başaran Kürtler geniş bir alanda zengin yer altı kaynakları üzerinde de egemen bir güç haline geldi. Deyr ez Zor’a yönelik operasyon başlatan SDG ve YPG bu alandaki bir çok yeraltı kaynak sahasını kontrolüne aldı. Rusya, ülkenin en zengin yeraltı yataklarının bulunduğu bu alanı SDG/YPG üzerinden ABD’ye bırakmak istememekte ve kapalı kapılar ardından Kürt yetkililerle iletişime geçerek buradan kendilerine de alan açılması için diplomasi yürüttüler. Ancak buradan bir çözüm gelişmeyeceğini gören Rusya, bunu da Afrin operasyonu karşılığında bir koz olarak kullanmaktadır. Ayrıca çeşitli klikler üzerinden bölgedeki güçlere taciz ve saldırılar gerçekleştirmek suretiyle sahadaki dikkatleri dağıtmayı amaçlamaktadır.

Şubat ayı başında koalisyon güçleri ile SDG’nin Deyr ez Zor’da birlikte kullandığı bir karargaha saldırı yapıldı. Buna karşılık ABD savaş uçaklarınca yapılan misillemede aralarında Rus güvenlik güçlerinin de bulunduğu 200’ü aşkın milisin hayatını kaybettiği iddia edildi.

ABD, Türkiye’nin Afrin’e düzenlediği askeri operasyona sessiz kaldı ve bu operasyonun başından itibaren oradaki güçlerle ilişkisinin olmadığını ifade etti. Endişelerini paylaşmaktan başka hiçbir adım atmayan ABD, Deyr ez Zor’daki saldırısıyla Fırat’ın doğusunda SDG ve YPG’ye yönelik saldırı girişimlerine göz yummayacağını ilan etmiş oluyor. Suriye hava sahasını Afrin harekatı için TSK’ya açan ve Türkiye’ye açık alan yaratan Rusya ile Kürtler arasında yeni bir güven tesisi için ne gibi adımların atılacağı meçhul.

Ancak, TSK’nın Afrin’de olası bir mağlubiyetinde, Suriye sahasında ‘Afrin’den önce Kürtler ve Afrin’den sonra Kürtler’ gibi bir durum kendini dayatacaktır. Kürtlerin Rusya’ya karşı beslediği ve tarihten de (Kızıl Kürdistan ve Mahabad Cumhuriyeti örneklerinde de olduğu gibi) beslenen derin güvensizlik son pratikleriyle daha da katmerleşti. Bundan sonraki süreçte Suriye genelinde olmasa da Kürdistan coğrafyasında Rusya’nın güçlü bir politika üretemeyeceği açıktır.

Bundan sonra Rojavalı Kürtlerin oluşturacağı politikalarda daha az Rusya daha çok koalisyon ve ABD hassasiyeti görülecektir.

Mücahit Avras
Mücahit Avras[email protected]
sisli escortümraniye escortataşehir escortkartal escortbeylikdüzü escortbeşiktaş escortmaltepe escorthalkalı escortşirinevler escortakpendik.commecidiyeköy escortbahçeşehir escortataköy escortrus escort
Evden eve nakliyat sitemiz istanbul ilçelerindeki. Firmalarin listesi icin lutfen ziyaret ediniz.gaziosmanpaşa evden eve nakliyatbahçelievler evden eve nakliyatkağıthane evden eve nakliyatuluslararası evden eve nakliyattuzla evden eve nakliyathalkalı evden eve nakliyat
Kurtköy Escortümraniye Escortescort bayanAtaşehir Escortümraniye escort