SON DAKİKA

37. İstanbul Film Festivali Başlıyor

İKSV tarafından düzenlenen, 37. İstanbul Film Festivali başlıyor

Bu haber 28 Mart 2018 - 21:08 'de eklendi

Emre TANÇ / Delta Haber

İKSV tarafından düzenlenen, 37. İstanbul Film Festivali’nde bu yıl Türkiye ve dünya sinemasının en nitelikli ve başarılı örneklerinin yanı sıra usta sinemacılarla söyleşiler de yer alacak.

6-17 Nisan tarihlerinde gerçekleşecek festivalde dünya sinemasının en yeni örnekleri, kült yapıtlar, usta yönetmenlerin son filmleri, yeni keşifler ve gizli hazinelerin aralarında olduğu 198 uzun metrajlı ve 12 kısa filmden oluşan festival takipçileriyle buluşacak.

Program kapsamında 12 günde, 18 bölümde, 43 ülkeden 218 yönetmenin toplam 210 filmi izleyici ile buluşacak. Gösterimlerin yanı sıra konuk yönetmen ve oyuncuların katılımıyla gerçekleştirilecek sohbetler, konserler ve özel etkinlikler de yer alacak.

İstanbul Film Festivali’nde yer alan başlıca filmleri sizin için derledik…

Karanlıklar Vadisi

Yönetmenliğini Jonas Matzow Gulbrandsen,’in üstlendiği ve ilk gösterimini Toronto Film Festivali’nde yapan Karanlıklar Vadisi, İskandinav masallarından esinlenen yeni nesil gotik bir film. Filmin küçük kahramanı Aslak, yalnız annesiyle hayatını sürdürmeye çalışan bir çocuktur. Civardan bazı hayvanların öldürüldüğü haberleri gelir. Bu katliamı gerçekte neyin yaptığını öğrenmek isteyen Aslak, bir gün kaybolan köpeğinin peşinden ormanın derinliklerine dalar.

Hesaplaşma

Paolo ve Vittorio Taviani kardeşlerin yönettiği “Una Questione Privata Rainbow”, hem İkinci Dünya Savaşı’nı hem de İtalyan iç savaşını fon alan bahtsız bir aşk üçgeni hikâyesi anlatıyor. İtalyan yazar, çevirmen ve partizan Beppe Fenoglio’nun romanından esinlenen Hesaplaşma, direnişçilere katılan Milton, âşık olduğu ama karşılık göremediği Fulvia ve Fulvia’nın âşık olduğu, Faşistler tarafından tutuklanan arkadaşı Giorgio’yu izliyor.

Gri Değil, Siyah: Ankara Rocks!

Müzisyenler ve Ankara arasındaki aşk-nefret hikâyesine yaptığı vurguyla Gri Değil, Siyah: Ankara Rocks! bir müzik ve şehir hikâyesi anlatıyor; 70’ler, 80’ler ve 90’larda Ankara’daki rock ve metal müzik sahnesini barlar, stüdyolar, konserler, Yüksel Caddesi, Tunalı, plak dükkanlarından geçerek keşfe dalıyor. Yönetmen, yapımcı ve senarist Ufuk Önen’in de Hazy Hill‘ın gitar/vokalisti olarak Ankara sahnesinin bir parçası olması sebebiyle hikâyesini içten ve dolaysız anlatmayı başaran bu filmi Önen’in sözleriyle “gülerek, alkışlayarak ve biraz da ağlayarak” izleyeceksiniz.

The Rider

Oyuncu kadrosunda Brady Jandreau, Lane Scott, Cat Clifford, Lilly Jandreau ve Tim Jandreau’nun yer aldığı filmde genç binici Brady, rodeo sırasında kafasına aldığı neredeyse ölümcül darbenin ardından iyileşmeye çabalıyor. Yeniden at binmesi olanaksız olunca, amaçsızlık içinde, kim olduğuna ve ne yapmak istediğine dair cevapsız sorular oluşuyor zihninde. Festivalde ilk filmi Songs My Brothers Taught Me’de (Ağabeylerimin Bana Öğrettiği Şarkılar) izlediğimiz Chloé Zhao’nun yeni filmi The Rider, hayatın gerçekliğini sinemanın büyüsüyle bir araya getiriyor.

My Generation

David Batty’nin hazırladığı belgesel filmde, efsane İngiliz oyuncu Michael Caine’in anlatıcılığı ve rehberliğinde 1960’lar İngiltere’sindeyiz… İşçi sınıfı, popüler kültürü şekillendiriyor. Arşiv görüntülerinin yanı sıra aralarında Paul McCartney, Marianne Faithfull, Twiggy ve Mary Quant’ın da olduğu simge kişilikler tanıklıklarıyla, İngiltere sınıf sistemini alt üst eden değişimi anlatıyor.

You Were Never Really Here

Lynne Ramsey’nin We Need to Talk About Kevin’den altı yıl sonra çektiği ilk film olan You Were Never Really Here, küçük bir kızı seks tacirlerinin elinden kurtarmaya çalışırken her türlü şiddete başvurmaktan çekinmeyen bir tetikçiyi izliyor. Eleştirmenler kadar izleyicilerin de söz birliğiyle beğenisini kazanan You Were Never Really Here, Cannes’da Lynne Ramsey’ye En İyi Senaryo Ödülü’nü getirirken, unutulmaz bir anti-kahraman portresi çizen Joaquin Phoenix de En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü hakkıyla aldı.

Bir Zamanlar Kasım’da

İşsiz kalan öğretmen Agata, hukuk öğrencisi oğlu Mareczek’le beraber oturdukları evden tahliye edilmiştir. Çaresizlik içinde bir pansiyondan ötekine, bir sığınma evinden boş buldukları bir arsaya Varşova’yı dolaşırlar. Hiç kimsenin yoksulları önemsemediği bir sosyal düzende kurallar empatiden önce gelmekte ve bu iki eğitimli insan her gün başka bir aşağılanmaya göğüs germektedir. Yönetmen Jakimowski, Ken Loach, Oliver Stone ve Michael Moore’dan izler taşıyan filminde orta sınıfların kendilerini bir anda toplumun en alt tabakasında bulmalarının an meselesi olduğu gerçeğini gazetecilere özgü bir yaklaşımla anlatıyor.

Safha 4

Yüzyılın ikonik grafik tasarımcılarından Saul Bass, 1974’te karıncalar üzerinden zeki ve stilize bir bilimkurgu yapmak isterken Paramount, filmi klişe bir gişe canavarına çevirmek istiyordu. Bass’in kurgusu onay almadan değiştirildi, montaj sekansından oluşan final kesildi ve film gişede başarısız olunca da kısa sürede halının altına süpürüldü. Neredeyse 40 yıl sonra, kayıp finalin 35mm makarası bulununca restore edilen film, nihayet hak ettiği kıymeti hızla geri kazandı. Konu olarak, Alejandro Jodorowsky’nin, Frank Herbert’ın “Dune” romanını sinemaya uyarlama mücadelesini anlatan “Jodorowsky’s Dune”u hatırlatan Safha 4, izlenmesi gerekenler arasında.

Evden eve nakliyat sitemiz istanbul ilçelerindeki. Firmalarin listesi icin lutfen ziyaret ediniz.gaziosmanpaşa evden eve nakliyatbahçelievler evden eve nakliyatkağıthane evden eve nakliyatuluslararası evden eve nakliyattuzla evden eve nakliyathalkalı evden eve nakliyat